Çalışmalar > İzleme ve Raporlama > Bildirimler >

Avrupa Konseyi’ne AİHM Alevi davalarıyla ilgili bildirim sunduk

İnanç Özgürlüğü Girişimi, 12 Ekim 2021 tarihinde, din veya inanç özgürlüğüne ilişkin ihlal tespitleri içeren AİHM kararlarının uygulanmasına dair Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne (BK) bir bildirim sundu.

Bildirim, nitelikli izleme altındaki davalarla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının icrasına dair Türkiye Hükümeti’nin alması gereken genel tedbirlerin durumu ve bu tedbirlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile uyumluluğu hakkında bilgi sağlamayı amaçlıyor. Zengin Grubu Davaları/Türkiye, Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı/Türkiye ve İzzettin Doğan ve Diğerleri/Türkiye davalarının icra süreci Avrupa Konseyi BK’nin Aralık 2021’de yapacağı toplantıda ele alınacak.

Zengin Grubu Davaları olarak adlandırılan Hasan ve Eylem Zengin/Türkiye ve Mansur Yalçın ve Diğerleri/Türkiye kararlarında AİHM’in Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) derslerine ilişkin önemli bulguları yer alıyor. Kararlarda DKAB ders içeriğinin nesnel ve objektif niteliklere sahip olmadığına, eğitim sisteminin ebeveynlerin çocuklarını kendi dinî veya felsefi görüşleri doğrultusunda yetiştirme haklarına saygı gösterme konusunda yapısal sorunlar içerdiğine ve okullarda din eğitimi konusunda insan hakları standartlarıyla uyumlu bir reformun ivedilikle gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı/Türkiye davası ise, Yenibosna Cemevi’nin aydınlatma giderlerinin, ibadet yeri olarak tanınan diğer mekânlar açısından olduğu gibi, devlet tarafından karşılanması talebinin “Cemevleri ibadet yeri değildir” gerekçesiyle reddedilmesi ile ilgili. AİHM bu davayla ilgili verdiği kararında AİHS’nin ayrımcılık yasağını içeren 14. maddesinin, din veya inanç özgürlüğünü koruyan 9. madde ile bağlantılı olarak ihlal edildiğini tespit etmişti.

Benzer şekilde, İzzettin Doğan ve Diğerleri/Türkiye başvurusunun şikâyet konusu da İslam’ın Sünni geleneğine bağlı çoğunluğa sunulan dinî kamu hizmetinin Alevilere de sunulmasına ilişkin taleplerin reddedilmesiydi. Başvurucuların bu talepleri, Alevi dinine ilişkin hizmetlerin kamu hizmeti kapsamına alınması, Alevilerin ibadet yerlerinin ibadet yeri statüsü kazanması, Alevi din adamlarının memur olarak işe alınması ve Alevi inancını taşıyanların ibadetlerine bütçe ayrılması için özel bir hüküm çıkartılmasıydı. AİHM Büyük Daire 2016 yılında Türkiye’nin din veya inanç özgürlüğü hakkını koruyan 9. madde ve 9. maddeyle bağlantılı olarak ayrımcılığı yasaklayan 14. maddeyi ihlal ettiğine karar vermişti.

BK’nin Alevi davalarına ilişkin son görüşmesi Aralık 2019’da yapıldı. Bu görüşmede, yetkililerin belirli yasal ve idari önlemleri gösteren somut bir takvim içeren kapsamlı bir eylem planı hazırlamaya şiddetle teşvik ettiği ve bu kararlardan ilkinin kesinleşmesinden itibaren geçen süreyi göz önünde bulundurarak, 1 Haziran 2020’ye kadar BK’ye sunulması gerektiğine dair bir karar kabul edildi.

Son olarak, Ekim 2021’de Türkiye Hükümeti BK’ye Alevi davalarına ilişkin bir Eylem Planı iletti. Bu Eylem Planı’nda:

  • Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı/Türkiye davasıyla ilgili olarak, Alevi derneklerinin elektrik faturalarına itirazını kabul eden birkaç yerel mahkeme kararına atıfta bulunuluyor. Bunun yanında, aydınlatma ücretinin her cemevi tarafından talep edilip edilmediğinin tahmin edilemeyeceği ve elektrik giderlerinin yüzde kaçının ibadet hizmetleri için kullanıldığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği belirtiliyor. Bu giderlerin karşılanması için dernek yetkilileri tarafından hukuk yoluna gidilmesinin, yüksek yargı mercileri tarafından oluşturulan içtihatların AİHM kararına uygunluğu da dikkate alındığında, yeterli bir tedbir teşkil edeceği aktarılıyor.
  • Zengin Grubu Davaları’yla ilgili olarak yetkililer, muafiyetin kapsamını genişletmek yerine DKAB ders içeriğinin revize edilmesinin uygun olacağını ve halihazırda uygulanmakta olan zorunlu DKAB derslerinin yeni müfredatının ve bu derslerin amacının çoğulculuk ve nesnellik ilkeleriyle uyumlu olduğunu belirtiyor.
  • İzzettin Doğan ve Diğerleri/Türkiye davasıyla ilgili olarak ise alınan veya planlanan herhangi bir özel önlem yer almıyor.

Ancak hem BK’ye iletilen Eylem Planı hem de Mart 2021’de açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı benzer ihlallerin meydana gelmesini önlemek için herhangi bir somut önlemden bahsetmiyor. Ayrıca, bugüne kadar yetkililer, alınacak herhangi bir özel ve ilgili tedbiri de kamuya açıklamadı.

Bu bilgiler ışığında, davalarla ilgili olarak bildirimde aşağıdaki noktalara dikkat çekildi:

  • Zengin Grubu Davaları kapsamında, ‘Türkiye’de Zorunlu Din Eğitimi: Din Kültürü Ahlak Bilgisi Dersi ve Kitapları Hakkında İnsan Hakları Temelli Bir Değerlendirme’ raporunun DKAB ders kitaplarının içerikleri ve DKAB dersi muafiyetine dair bulguları Bakanlar Komitesi’ne aktarıldı.
  • İnceleme DKAB kitaplarının, AİHM tarafından ortaya konan genel tedbirler ve Toledo Kılavuz İlkeleri’yle uyumsuzluğunu ortaya koyuyor. Bulgular, zorunlu DKAB dersinin güncel eğitim materyallerinin dinler hakkında objektif bir bilgilendirme içermediğini ve din eğitimi niteliğinde olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla, uluslararası insan hakları hukukuna göre ders zorunlu olamaz, olacaksa da ayrımcı olmayan bir muafiyet sistemi acilen tesis edilmeli.
  • AİHM’in Zengin grubu hakkındaki kararlarının uygulanmaması sonucunda potansiyel olarak binlerce öğrenci ve ebeveynin haklarının kesişim noktasında, eğitim bağlamında (AİHS 1 Sayılı Protokolü 2. Madde) din veya inanç özgürlüğü (Madde 9) hala ihlal ediliyor.
  • Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı davasıyla ilgili, Hükümet tarafından bugüne kadar etkili herhangi bir yasal veya idari önlem alınmadığı aktarılıyor. Hükümet’in dile getirdiği mahkeme kararları önemli olmakla birlikte, tüm mahkemelerin izlemesi gereken bir emsal oluşturmuyor. Bu kararlar, söz konusu davalara taraf olanlar dışındaki cemevlerinin davaları için bağlayıcı değil ve her cemevinin elektrik faturası muafiyetinden yararlanabilmesi için ayrıca yargı yoluna başvurması gerekiyor. Ancak bu maliyetli, meşakkatli ve uzun bir süreç ve her cemevi bu yolu izleyecek insan ve mali kaynaklara sahip olmayabilir.
  • Birkaç lehte karara rağmen, Hükümet hala ayrımcı olmayan, açık, öngörülebilir ve hizmetlerden eşit bir şekilde faydalanabilmek için ibadet yerlerinin kolayca erişebileceği bir süreç tesis etmedi.
  • Hükümet, İzzettin Doğan ve Diğerleri kararı içinse henüz herhangi bir özel tedbir almadı ve Alevilik de dahil olmak üzere, birçok din veya inancın pratiğine ilişkin önemli kısıtlamalar yürürlükte kalmaya devam ediyor. Ekim 2021’de sunulan Eylem Planı, benzer ihlallerin yaşanmasını önlemek için planlanan özel bir önlem içermiyor.

Sonuç olarak, Alevi davalarına ilişkin AİHM kararlarının uygulanmaması, Türkiye’de çocuklar da dahil olmak üzere milyonlarca Alevi’nin din veya inanç özgürlüğü hakkı üzerinde olumsuz bir etki yaratmaya devam ediyor. Alevilerin tanınmaması, Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine yönlendirilen vergilerin ödenmesine rağmen kamusal din hizmetlerinden yararlanamaması, cemevlerinin ibadet yeri olarak tanınmaması nedeniyle ayrıcalıklardan faydalanamaması, Alevi ebeveynlerin çocuklarını dinî görüşleri doğrultusunda yetiştirememesi nedeniyle düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkına müdahale ediliyor.

Bu doğrultuda bildirimde Bakanlar Komitesi’nin Türkiye hükümetinden aşağıdaki taleplerde bulunması tavsiye edildi:

Zengin Grubu davalarıyla ilgili;

  • kararların uygulanmasına ilişkin herhangi bir çalışma hakkında BK’yi bilgilendirmek,
  • özellikle ders kitapları ve muafiyet kuralları alanlarındaki mevcut düzenlemelerdeki eksiklikleri gidermek suretiyle, gecikmeksizin Türkiye eğitim sistemini ve iç mevzuatı Sözleşme’ye uygun hale getirmek,
  • ayrımcı olmayan muafiyet mekanizmasının ivedilikle uygulanmasına yönelik adımlar atmak,
  • veliler tarafından yapılan muafiyet başvuruları ile muafiyet taleplerinin reddine ilişkin alınan birinci derece ve yerel yüksek mahkeme kararlarına ilişkin verileri sağlamak,
  • bu değişikliklere yönelik planları ortaya koyarak yeni bir Eylem Planı hazırlamak.

Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı davasıyla ilgili;

  • ibadet yeri statüsünün kazanılması ve bunun sonucunda sağlanan faydalarla ilgili yasal ve idari değişikliklerle, cemevi derneklerinin kararlara veya aydınlatma ücretlerinin ödenmesine itiraz etmek için yasal yollara başvurmalarını gerektirmeyen, ayrımcı olmayan bir süreci hayata geçirmek,
  • bu kararın uygulanmasına ilişkin planlanan veya atılmakta olan somut adımların durumunu kamuoyuna açıklamak,
  • ibadet yeri statüsünün sağlanması için en iyi prosedürü ve bu statünün sağladığı faydaları belirlemek için kapsayıcı ve açık bir danışma süreci yürütmek,
  • yerel mahkeme kararlarının uygulanması hakkında bilgi sağlamak,
  • bu değişiklikleri hayata geçirmek için planlar ortaya koyan yeni bir Eylem Planı hazırlamak.

İzzettin Doğan ve Diğerleri davasıyla ilgili;

  • kararın gündeme getirdiği din veya inanç özgürlüğü konularını ele almak için ilgili sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla kapsayıcı ve kamuya açık bir danışma süreci başlatmak,
  • AİHS’nin 9. ve 11. maddeleri ve Din veya İnanç Topluluklarının Tüzel Kişiliği Hakkında AGİT/VK ortak yönergesi uyarınca, din veya inanç topluluklarının tüzel kişilik kazanmalarını sağlayacak yasa tasarılarını kabul etmek,
  • dinî kamu hizmetlerinde ve kamu fonlarının tahsisinde eşitlik ve tarafsızlığın gözetilmesini sağlamak,
  • dinî unvanların kullanımına ilişkin sınırlamaların kaldırılması ve cemevlerinin statüsünün tanınması da dahil olmak üzere, Alevi topluluğunun din veya inanç özgürlüğüne yönelik kısıtlamaları çözmek için önlemler almak,
  • bu değişiklikleri gerçekleştirmeye yönelik planları ortaya koyan yeni bir Eylem Planı sunmak.

Bildirime ulaşmak için lütfen tıklayın.