Kütüphane > İnanç Özgürlüğüyle İlgili Haberler >

Diyanet’ten Aleviler’i kızdıracak açıklama / Statement from Diyanet will upset Alevis

12.02.2012, Haberaj.com

Summary in English below.

Alevi çalıştaylarının koordinatörlüğü görevinin ardından Diyanet İşleri Başkanlığı Strateji Geliştirme biriminin başkanlığına getirilen Dr. Necdet Subaşı soruna Diyanet’in bakış açısını anlattı.

Satır arası…Aslında Alevilere yönelik katliamlar meselesi kendi başına bir dizi olabilecek kadar geniş. En bilinenleri ise kuşkusuz Maraş, Çorum ve Dersim… CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün 10 Kasım günü Zaman Gazetesi’nde yayınlanan ‘Dersim katliamını devlet yaptı, Atatürk’ün de bundan haberi vardı’ dediği mülakatın ardından Başbakan Erdoğan’dan gelen Dersim özrü ile Türkiye gündeminde bir depremi tetikledi. Aygün’le Dersim tartışması sonrasında alevlenen Atatürk tartışmalarını konuştuk. Yazı dizisi boyunca çeşitli Alevi örgütlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı’na ilişkin eleştirilerini dinledik. Alevi çalıştaylarının koordinatörlüğü görevinin ardından Diyanet İşleri Başkanlığı Strateji Geliştirme biriminin başkanlığına getirilen Dr. Necdet Subaşı soruna Diyanet’in bakış açısını anlattı. Subaşı’nın verdiği yanıtlardan anlaşılan Aleviliği bir İslam yorumu ve İslam içinde tek ibadethaneyi de cami olarak tanımlayan Diyanet’in cemevlerinin ibadethane statüsü kazanmasına imkan vermesi beklentisinin gerçekçi olmadığı… Son olarak Alevilikte kadınların durumunu mercek altına alarak dizimizi bugün tamamlıyoruz. Bu dizi boyunca sizlerden çok sayıda telefon ve email aldım. Olumlu-olumsuz eleştirileriyle ilgi gösteren tüm okurlara teşekkürlerimle.
Cemevini ibadethane diye tescilleyemeyiz
Dr. Necdet Subaşı şöyle diyor: ‘Diyanet ‘Alevilik bir İslam yorumudur’ diyor ve İslamiyet’in ibadethane makamı olarak camiyi kabul ediyor. Bugünkü Diyanet bu konular kendine sorulduğu sürece bunu böyle cevaplamaya devam edecek’
Alevi çalıştaylarında yaptığı koordinatörlük görevinin ardından Diyanet İşleri Başkanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığına getirilen Dr. Necdet Subaşı ile Alevilerin sorunlarını konuştuk:
– Alevilerin Diyanet’in kendilerine bakışı ile ilgili ciddi sorunları var. Siz nasıl görüyorsunuz bu durumu?
Alevilerin Diyanet ile ilgili huzursuzluklarından haberdarız. Bu konularda kurumsal olarak bizim yapmamız gereken şey bu endişelerin ne düzeyde haklı, ne düzeyde yersiz olduğunu açıklığa kavuşturmak. Haklı oldukları konular varsa düzeltmek; yersiz olunan noktalar varsa o konuda da bir telafiye ihtiyaç var. Biz kurum olarak toplumda kendini Müslüman olarak gören tüm gruplara karşı anayasada verilen görevler doğrultusunda hizmet etmek zorundayız. Bu konuda ne Alevilerin, ne Sünnilerin ne de başka unsurların kenarda kalması söz konusu değil. Doğal olarak ‘Aleviler Diyanet’in verdiği hizmeti istiyor mu?’ diye soracaksınız.
– Benim anladığım istemiyorlar…
Tabii onun ben de farkındayım. Bu durumda ‘Diyanet İşleri Başkanlığı ne yapabilir?’ sorusunu sormak gerekiyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın daha kurulduğu 1924 yılından itibaren toplumu din, yani İslam konusunda aydınlatmak ve onlarla ilgili, mesela ibadetleri yönetmek gibi bir görevi var. Tüm bu hizmetler Türkiye Müslümanlığı içinde tanımlanmış bir çerçevede, ona bağlı olarak verilmeye çalışılıyor. Aleviler başka şeyler de istiyor. Mesela cemevleri ile ilgili, kendi kimliklerine ve beyan zorunlulukları, din dersleri ile ilgili çok ciddi talepleri var. Bunların çoğunun doğrudan muhatabı Diyanet İşleri Başkanlığı değil.
– Ama mesela cemevleri konusunda Diyanet ‘İbadethane değildir’ diye görüş vererek, statü konusunda önemli bir engel oluşturuyor…
O çok farklı bir olay. Orada ben hangi şartlarda konuşacağımı bilmiyorum. Aleviler cemevlerinin ibadethane olduğunu ve bunun devlet tarafından da tescil edilmesini istiyor. Devlet de bu tescilin yapılması için sorumluluğu Diyanet İşleri Başkanlığı’na aktarıyor. Ortalama bütün ilahiyatçılar ve Diyanet İşleri Başkanlığı içinde yer alan tüm oluşumlar İslam’ın temsili makamı, ibadethane mekanı olarak camiyi görüyorlar. Böyle bir algı çok yaygın ve kabul görmüş.
– Cemevleri ibadethane olarak kabul edilmediği müddetçe camilerin yararlandığı imkanlardan yararlanamayacak. Bu Aleviler için biraz eşitsizlik yaratmıyor mu?
Cemevlerinin statüsü ile ilgili çalışmak üzere iki yıl önce bir komisyon kuruldu, o komisyon seçeneklerini bize sundu. Bu kategorilerin hepsi zorunlu olarak Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile ilişkilendiriliyor. Bu konunun Devrim Kanunları’na dokunan tarafı var. O kanunlarla ilgili boyutunu kim, nasıl tartışacak? O benim sorumluluğumda olan bir konu değil. Tabi ben Cumhuriyet’in kuruluş dönemindeki hassasiyetleri bilen, anlayan, kavrayan bir insanım. Ancak bugünün koşullarında bu hassasiyetlerin gözden geçirilmesi gerektiğini söylemekte bir sakınca görmüyorum.

Haberin tamamına ulaşmak için tıklayın.

Summary

Head of the Strategy Development of the Presidency of Religious Affairs (the Diyanet) Dr. Necdet Subaşı, had worked as the coordinator of the Government’s Alevi Workshops. In an interview he gave he talked about the status of cemevi (Alevi place of worship). He says that the state looks at the Diyanet for giving approval to cemevi as place of worship. However, the average theologians, all groups within the Diyanet see the Islamic worship place as the mosque. “This perception is very common and accepted”, he adds. He also states that two years ago a commission was established to study the status of cemevi and presented a number of options to them. However, all of these options touched upon the Law on the Abolishment of Dervish Lodges at varying degrees. He asks, “who is going to discuss the relationship of the issue to Revolution Laws? (iog- these laws are unchangeable according to the Constitution)

He also added that not all of Alevi problems were related to the Diyanet, such as compulsory Religious Culture and Ethics classes, as well as recording of religious affiliation in the national ID cards.

__________________________________________________________________________________________