Kütüphane > İnanç Özgürlüğüyle İlgili Haberler >

TBMM Terör Alt Komisyonu Türk Musevi Cemaati’ni dinledi / Turkish National Assembly Sub-Commission on Terror Acts Met with the Jewish Community

05.04.2012, Şalom

Summary in English below.

Cemaat Başkanı Sami Herman ve Başkan Vekili İshak İbrahimzadeh, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde oluşturulan Terör Alt Komisyonu’na 2003 yılında sinagoglara yönelik yapılan terör saldırılarından sonra Türk Musevi Cemaati’nin yaşadığı travmayı anlattı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde oluşturulan Terör Alt Komisyonu, 2003 yılında Şişhane Neve Şalom ve Şişli Beth İsrael Sinagoglarına yönelik eş zamanlı gerçekleştirilen terör saldırılarında ve beş gün sonra İstanbul’un İngiltere Başkonsolosluğu’na yönelik bombalı saldırıda hayatını kaybeden polis ve güvenlik görevlilerinin eşleri ile Türk Musevi Cemaati Başkanı Sami Herman ve Başkan Vekili İshak İbrahimzadeh’i dinledi.

Türk Musevi Cemaati Başkanı Herman, Türk Musevi toplumunun ilk kez terörle 1986 yılında Neve Şalom Sinagogu’na yapılan saldırı ile tanıştığını;  o tarihe kadar rahatça girilebilen ibadethanelerde saldırı sonrasında güvenlik tedbirleri almaya başladıklarını açıkladı.

13 Kasım 2003 terör saldırılarında can kayıplarının ve yüzlerce yaralının en büyük üzüntüleri olduğunu  dile getiren Herman, şöyle dedi: ‘’Terör aslında din, dil, ırk ayırt etmiyor. Neticede terör bir dehşet ve yıldırma dalgası yaratıyor. Bu tedirginlik yıllar geçse de yaşanmaya devam ediyor. Terör mağduru insanlar hayatları boyunca bunun izlerini taşıyorlar. Bugün dahi, üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen bu mekânlara gitmek istemeyen insanların hislerini duyuyor ve anlamaya çalışıyoruz.  Bütün bu hadiseyle beraber bu travma, yakınlarını kaybedenler ve yaralananları en güçlü olarak etkiliyor. Ama orada olup, hiç yara almayanlar da o travmayı yaşıyor.

Terör saldırılarının sonrasında Türkiye’nin kenetlenildiğini ve Türk Musevi Cemaati’nin bunu hissettiğini söyleyen Herman, başta Başbakan ve bakanlar olmak üzere hükümetin ve devlet kurumlarının yakın ilgisini gördüklerini vurguladı.

Olay sonrasında ilk kez bir Başbakan’ın hahambaşılığı ziyaret ettiğine de dikkat çeken Herman, olayda hayatını kaybedenlere devletin maddi ve manevi desteğinin olduğunu, sinagoglarının da devlet tarafından restore edildiğini anlattı. Herman, “Başbakanımız bize ciddi olarak sahip çıkmıştır,” dedi.

Herman, saldırılar ülkemize  yapılmış bir saldırı olarak görüldü. Türkiye’nin kenetlendiğini ve Türk Musevi Cemaati’nin toplumsal dayanışmayı hissettiğini söyledi ve “ En önemlisi de hayatını kaybedenlerin Türk Bayrağı’na sarılı olmalarını istedik ve bu talebimiz yerine getirildi,”dedi.

Nefret söylemlerinin olumsuz etkilerinin olabileceğini belirten Herman ayrıca, nefret suçlarıyla ilgili yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurguladı. Herman  “sözler aslında masum değildir” ifadesini kullanarak sözlerin tehlikeli olabileceğini belirtti ve  ‘’Temerküz kampları tuğlalarla inşa edilmedi,’’ sözünü hatırlattı.

“Sinagoglarımıza güvenlikli çift kapıdan giriyoruz”

Türk Musevi Cemaati Başkan Vekili İshak İbrahimzadeh ise, ‘’1986’daki ilk saldırıdan sonra, 26 senedir mekânlarımıza girerken sanki bir suçluluk psikolojisiyle, güvenlikli çift kapılardan geçerek giriyoruz. Bu şekilde bir güvenlik tedbiri uygulamak zorunda kalarak, çocuklarımızın bilinçaltına korkuyu enjekte ediyoruz,’’ dedi.

Saldırılar sonrasında bazı devlet birimlerinin sinagoglardaki mevcut olağanüstü  güvenlik tedbirlerine rağmen, bu konularda eksiklik varmış gibi yorumlamaya çalışarak, olayın kurbanı olan cemaatin, bazı iş kanunları çerçevesinde olayın adeta sorumlusu ve suçlusu haline getirildiğini belirten İbrahimzadeh, ‘’Bilirkişilere burasının tıpkı cami veya kilise gibi bir ibadethane olduğunu hatırlattık. Dolayısıyla bilirkişilere, bir ibadet alanını bu şekilde korumanın esasen doğasına aykırı olduğunu anlatmaya çalıştık,’’ şeklinde konuştu.

İbrahimzadeh, cemaat bireylerinden hayır olarak toplanılan paraların sosyal ve hayır işlerinden kısılmak zorunda kalınarak kurumların ve cemaatlerin korunması amacıyla harcanmasının üzüntü verici olduğunun altını çizdi.

İbrahimzadeh ayrıca, “Tarafımıza açılan tazminat davasında bu olayın kurbanı olan toplumumuz, cemaatimiz, birdenbire olayın sorumlusu veya suçlusu haline gelebilmiştir. Kanunlarımızın yetersizliğinden diye düşünüyorum. Sanki olay havai fişek fabrikasındaki patlama olarak görülmüş, iş kanunları çerçevesinde tazminat davası yürütülmüş,” dedi.

İbrahimzadeh, saldırılar sonrasında devleti yanlarında hissettiklerini belirterek, şunları kaydetti: ‘’O gün Başbakanımız acımızı paylaştı. Başbakanımızın gözündeki acıyı kendimizinkinden daha fazla gördük. Terörün kökü, karşımızdakini ötekileştirmekten başlıyor ve iş sonunda gelip terörün içinde kendini ifade ediyor.’’

… 

“Bilirkişilerin soruları utanç verici “

Toplantıda söz alan AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, “Bugüne kadar farklılıkları inkâr politikası izlenmiştir. Sizler de sürekli Türk vatandaşı vurgusu yapıyorsunuz ve bundan rahatsızlık duydum. Yaşadığınız derin travmalardan halen kendinizi kurtaramadığınızı görüyorum. Bilirkişilerin sorularını utanç verici buldum. Keşke o kişilerden hesap sorulabilse. Eşlerini kaybeden kadınlarımız için de bugüne kadar sizleri manen yalnız bıraktıysak bu bizim ayıbımızdır. Kapımız sizlere daima açıktır. İyi ki gelip yüreğimizi arındırdınız, diye konuştu.

Bir tarihçi olarak konuştuğunu söyleyen MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ise İspanya’dan Osmanlı’ya göç eden Türk Musevilerinin bu vatana hizmet ettiklerinin altını çizdi.

“Komisyon, terör olaylarından sonra yaşanan  acıların insani boyutlarını inceleyerek, benzer felaketlerde ve takip eden yıllarda terörden zarar görenlere ve ailelerine Devletin yaraların sarılmasına nasıl daha etkin katkıda bulunabileceği yolunda araştırma yapıyor.

Bu yeni ve olumlu  bir gelişme.

Komisyon Başkanı Naci Bostancı, bu olayları yaşamış kişilerin duygularını öğrenmenin öneminin yanı sıra kin ve nefret duyguları olmadan, ileriye yönelik yapıcı ve müspet bakış açısı ile yapılan kapsamlı açıklamaları dinlemekten duydukları memnuniyeti ifade etti.”

Habere ulaşmak için tıklayın.

Summary

The Turkish Grand National Assembly Human Rights Commission’s Sub-Commission on Terror Acts met with the representatives of the Jewish community and wives of security officers killed in the 2003 attacks on Sinagogs in Istabul. The Sub-Commission aims to examine the human dimension of terror acts and explore how the state can be more effective in finding remedies to compensate victims of such terror acts. The Jewish community leader Sami Herman said that the state demonstrated genuine interest in the Jewish community after the attacks, paid for the repair of the buildings and for the first time a Turkish Prime Minister visited the Rabbinate after the attacks. He also noted that there is still need for legislation against hate speech and hate crimes. He also noted that to this date that entry into sinagogs is possible through two doors and that this creates fear in the community that there can still be attacks. He added that this fear is transmitted to children as a result of the intense security measures.

_________________________________________________________________________________________