Kütüphane > İnanç Özgürlüğüyle İlgili Haberler >

Süryaniler için açılım değil, tam demokrasi istiyoruz / We want full democracy for Syriacs, not an opening

26.03.2012, Birgün Gazetesi

Summary in English below.

Türkiye’nin en eski halklarından olan Süryaniler, tarih boyunca yaşadıkları sorunlarla yüzleşmeye çalışıyor. Güneydoğu (Turabdin) Süryani Kültür ve Dayanışma Derneği ile Hollanda Büyükelçiliği işbirliğiyle İstanbul’da Süryani halkına yönelik ikincisi düzenlenen “Çok Kültürlü Yaşamda Süryaniler” konulu sempozyum da geçtiğimiz cuma günü bu amaçla gerçekleştirildi. Sempozyumda Süryani halkının önde gelen isimleri ve aydınlar geçmişten bugüne Süryanilerin yaşadıkları sorunları ve bu sorunların çözümleri üzerine tartıştı. Biz de, sempozyumun açılış konuşmasında “Süryaniler Anadolu’nun en kadim halklarındandır; ancak Türkiye’den gitme noktasına gelmişlerdir” diyerek tarihle yüzleşme çağrısı yapan Türkiye’nin ilk Süryani vekili, BDP Mardin Milletvekili Erol Dora ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.

»Süryaniler, Lozan Antlaşması’nda azınlık statüsünde yer almasına rağmen cemaat vakıfları dışında uygulamada bu statünün getirdiği haklardan yararlanamıyor. Süryanilerin en temel taleplerinden biri ise bu haklardan faydalanmak, bu konuda neler söylersiniz?

Lozan Antlaşması’nda gayrimüslim vatandaşlar azınlık olarak tanımlanıyor. Dolayısıyla hukuken bütün gayrimüslimler azınlıktırlar. Süryaniler de diğer azınlıklar gibi vakıflara sahiptirler Lozan Antlaşması’ndan kaynaklanan. Cemaat vakıfları, azınlık vakıfları vardır. Ancak hukuken azınlık olmalarına rağmen fiiliyatta eğitim ile ilgili haklardan yararlandırılamamışlardır. Diğer azınlıkların, Ermeni, Rum ve Yahudilerin ilkokuldan başlamak üzere lise düzeyine kadar kendi anadillerinde eğitim ve öğretim yaptıkları kendi özel okulları vardır. Ama Süryanilerin okulları mevcut değildir. Bu uygulamayla ilgili bir çelişkidir.

»Süryanilerin Lozan’la sahip olduğu anadilde eğitim hakkından uygulamada yararlanamamasının nedenini ne olarak görüyorsunuz?

Azınlıkların, yani Ermeni, Rum ve Yahudilerin, Anadolu’nun her yerinde Lozan’dan kaynaklanan kendi özel okulları vardı. Ancak bugün Anadolu’da, Türkiye’de İstanbul hariç hiçbir okulları kalmamıştır. Süryaniler o tarihlerde hep doğuda yaşadıklarından dolayı bu haklarının bilincinde değillerdi. Süryanilerin de okulları vardı zamanında. Mesela Mardin’deki okul 1928 tarihinde, Lozan’dan beş sene sonra kapatılmıştır. Diğer azınlıkların okulları da kapatılmıştır. Şu an yalnız İstanbul’dakiler yaşıyor. Süryanilerin de İstanbul’da okulları olmuş olsaydı o tarihlerde, bana göre onlar da yaşıyor olacaktı.
»Geçtiğimiz ay TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na Süryaniler de kendi taleplerini dile getirdi. Bunların arasında anadilde eğitim, kültürel hakların tanınması, vatandaşlık kavramının etnik bağlamdan çıkarılması gibi talepler yer aldı. Yeni anayasa yapımı sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz bu noktada?
Yeni Anayasa yapımı sürecinde Anayasa Uzlaşma Komisyonu kurulmuştur ve meclisteki bütün partiler komisyona üç üye vermişlerdir. Dolayısıyla bu konuda eşit davranılmıştır. Partilerin meclisteki milletvekili ne olursa olsun, tüm partilerin üç üye vermesini bu açıdan olumlu değerlendirmek lazım. Ayrıca anayasa yapımı sürecinde Anayasa Uzlaşma Komisyonu, bütün tüzel kişilerden, sivil toplum kuruluşlarından, farklı halklardan, etnik gruplardan, inançlardan insanları da davet ederek yeni anayasa konusundaki görüş ve taleplerini dinlemektedir. Bu çerçevede Süryaniler de Ankara’ya geldiler ve kendi taleplerini ilettiler. Yeni anayasal vatandaşlık tanımının bütün vatandaşları kapsayacak bir biçimde oluşturulması, anadilde eğitimin serbest olması, bütün dini özgürlüklerin tanınması konusunda talepleri oldu. Biz bunu çok önemsiyoruz; çünkü Türkiye’de ilk defa bütün farklılıkların talepleri Ankara’ya çağrılıp dinlendi. Bu istemlerin dinlenmesini bile tarihi bir adım olarak değerlendiriyoruz. Umarız ki bu talepler dikkate alınacak ve tam demokratik, sivil, yasaklamalardan arındırılmış, anayasal vatandaşlık temelinde yapılacak tanımlamayla bütün vatandaşları kapsayıcı, din ve düşünce özgürlüğünün egemen olduğu bir anayasa yapılacak. Böylelikle bütün vatandaşların zorunlu vatandaşlıktan gönüllü vatandaşlığa evirildiği bir anayasa olacak diye düşünüyoruz. Biz bu konuda umudumuzu devam ettiriyoruz. Bu konuda katkılarımızı, çalışmalarımızı sunmaya çalışıyoruz. Süryanilerin Ankara’ya gelmesi de bu anlamda bir katkıdır. Türkiye’nin ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun bütün bu farklılıkları dinlemesi de Türkiye’nin değiştiğinin göstergesi ve değişeceğinin de bir ön adımıdır diye düşünüyoruz.
Summary
In an interview with the Birgün Daily, the first Syriac member of Parliament Erol Dora says that the Syriacs of Turkey are denied their rights guaranteed in the Lausanne Treaty, even though they are a non-Muslim minority, thus subject to the Lausanne. The Syriac community have been invited by the Constitutional Reconciliation Commission to contribute to the constitution making. The demands expressed by the religious leaders include the re-formulation of citizenship to include all citizens, the protection of the freedom to education in one’s mother tongue and the recognition of full religious freedom.
________________________________________________________________________________________