Basından > Arşiv >

Protestan Kiliseler Derneği, Hak İhlalleri İzleme Raporu 2012

15.01.2012,  Protestan Kiliseler Derneği Hukuk ve İnanç Özgürlüğü İzleme Kurulu
Giriş ve Özet
BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 18. maddesi
“Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkı vardır.” ve mevcut anayasamızın 24.
maddesinin ilk fıkrası “Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.” ışığında,
ülkemizde inanç ve din özgürlüğünün herkes için ve her yerde hayata geçmesini temenni
etmekte ve bunun için çaba sarf etmektedir. Ülkemizde din ve inanç özgürlüğü, genel
olarak uluslararası insan hakları ve anayasal güvence altında olmasına ve son yıllarda bu
konuda önemli ve olumlu gelişmeler yaşanmasına rağmen, yerel ve uluslararası birçok
sivil toplum örgütünün raporlarına göre, pek çok sıkıntı ve zorluk varlığını sürdürmektedir.
Türkiye’de inanç özgürlüğünün gelişmesine katkı sağlaması amacıyla, Protestan
toplumunun 2012 yılında din ve inanç özgürlüğü açısından yaşamış olduğu bazı
deneyimleri ve sorunları ortaya koyan bir rapor hazırlanmıştır.
2012 yılındaki durum kısaca şöyle özetlenebilir:
Hristiyanlara yönelik nefret suçları 2012 yılında da devam etmiş, Protestanlara ve
kiliselerine yönelik fiziksel saldırılar görülmüştür. İbadet yeri kurma ve ibadet için kullanılan
mekanların kullanımını sürdürme konusunda sorunlar devam etmektedir. Dernekleşme,
toplulukların tüzel kişilik kazanmasına kısmi bir yarar sağlamış olsa da tam bir çözüm
getirememiştir. Olumlu gelişmeler olmakla birlikte, okullarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
(DKAB) dersleri çerçevesinde bazı sorunlar yaşanmaya devam etmektedir. Ayrıca, 2012
yılında da, Hristiyan din görevlisi yetiştirme hakkının korunması yönünde herhangi bir
ilerleme olmamıştır. Bazı yabancı uyruklu din adamları ve cemaat üyeleri vize alamamaları
veya sınır dışı edilmeleri nedeni ile Türkiye’yi terk etmek zorunda bırakılmıştır. Kimliklerde
bulunan din hanesi 2012 yılında da varlığını sürdürmeye ve ayrımcılık açısından risk
oluşturmaya devam etmektedir. Malatya’da üç Hristiyan’ın 2007 yılında öldürülmesi ile ilgili
dava devam etmektedir.
Öte yandan umut verici bazı olumlu gelişmelere dikkat çekmek gerekir. Önceki yıllarda
Milli Eğitim Bakanlığı’nın okulları konuyla ilgili bilgilendirmesinin neticesinde, 2012 yılında
zorunlu DKAB dersine Protestan öğrencilerin katılımının zorlanması ile ilgili şikayetler
azalmıştır. Ayrıca, 2012 yılında okullarda Hristiyan öğrencilere Hristiyanlık dersi verilmesi
ile ilgili çalışmalar başlamış ve cemaatlerin katılımı ile ders kitabı ve müfredatı
hazırlanmaya başlanmıştır. Protestan toplumu, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na davet
edilmiş ve hazırlanacak anayasa ile ilgili görüşlerini ifade etme fırsatı bulmuştur. İbadet
amaçlı kullanılan bir yere kapatma yazısı tebliğ edilmekle birlikte, 2012 yılında kapatılan bir
ibadet yeri olmamıştır. 2012 yılında bazı Doğuş Bayramı (Noel) kutlamalarının kamuya
açık alanda ve toplum içinde yapılması talebine karşılık izin konusunda sorun
yaşanmamıştır. Kutlamalar sırasında herhangi bir taciz veya engelleme ile karşılaşılmamış
olması ve bayram kutlamalarının halkla iç içe gerçekleştirilmiş olması son derece
sevindiricidir.
Nefret Suçları Kapsamında Sözlü ve Fiziksel Saldırılar
– 03 Şubat 2012 tarihinde, İzmir Çeşme Lütuf Kilisesi önderi Engin Duran, eşi ve çocuğu ile
evinde bulunduğu sırada, evinin kapısı sabaha karşı saat üç sularında kimliği belirsiz kişi ya
da kişilerce yumruklanarak ve zorlanarak açılmaya çalışılmıştır. Kısa süre önce İnternet
aracılığı ile bazı radikal dini örgütlerden tehdit almış olduğu için hemen polise haber
verilmiştir. Kısa sürede polislerin eve gelmesine rağmen kaçan şahıs veya şahıslar
yakalanamamıştır. Savcılığa yapılan suç duyurusunun ardından, can ve mal güvenliğinde
endişe eden kilise önderi ilçeden temelli olarak ayrılma kararı almıştır. İbadet için kullanılan
yer kilise önderi tarafından kapatılmıştır, dolayısıyla var olan az sayıdaki Hristiyan da ibadet
yerlerinden mahrum kalmış haldedir ve endişe duymaktadırlar.
– 25 Şubat 2012 tarihinde, Samsun Agape Kilisesi binasına bir kişi tarafından maddi zarar
verilmiştir. Kamera görüntülerinden tespit edilen şahıs kısa sürede yakalanmıştır. Kilisenin
şikayetçi olması üzerine açılan dava sürecinde, şahsın duruşmada özür dilemesi üzerine,
kilise şikayetinden vazgeçmiş ve kişi serbest bırakılmıştır. Samsun’da benzer olayların
sürekli tekrar etmesi dikkat çekicidir.
– 07 Mart 2012 tarihinde, Adana’da bulunan Hristiyanlık içerikli yayınlar satan Söz Kitabevi’ne
gelen bir şahıs, sözlü taciz ve tehditlerde bulunmuştur. Emniyet güçlerine yapılan şikayetin
ardından, kamera kayıtları incelenmiş ve üç kişinin olaya dahil olduğu belirlenmesine
rağmen kimlikleri tespit edilememiştir. Olaydan sonra emniyet güçleri koruma tedbirlerini
artırmıştır.
– 07 Nisan 2012 tarihinde, dört genç İstanbul Bahçelievler Lütuf Kilisesi’ne girme talebinde
bulunmuşlar, ancak kilisenin önderi Semir Serkek kendilerinden, saatin geç olması ve
gençlerin şüpheli davranışları nedeniyle, sabah gelmelerini rica etmiştir. Bunun üzerine,
“Burası Müslüman mahallesi, burada kilisenin ne işi var, eğer kelime-i şahadet getirmezsen
gebereceksin” vb. sözlerle kilise önderi Semir Serkek tehdit edilmiş ve darp edilmesinin
ardından failler olay yerinden kaçmışlardır. Emniyet güçlerine haber verilmesinin ardından
kısa sürede emniyet güçleri olay yerine gelmiş, sokaktaki kamera görüntülerinin
incelenmesine ve görgü tanığı komşuların ifadelerine rağmen, gençlerin kimlikleri tespit
edilememiş ve failler yakalanamamışlardır. Olay üzerine kilise kendi imkanlarıyla güvenlik
kamera sistemi kurmuş, emniyet güçleri de güvenlik önlemlerini artırmıştır. Koruma tahsis
edilmemiştir.
– 03 Haziran 2012 tarihinde, Ankara’da Hristiyanlık içerikli yayın yapan Radyo Shema’nın
ofisine, ofiste kimsenin bulunmadığı akşam saatlerinde defalarca gelen şüpheli üç kişi
dikkat çekmiştir. Radyonun daha önce defalarca tehdide maruz kalmasından dolayı konu
emniyet güçlerine ve savcılığa bildirilmiş, yapılan inceleme neticesinde şahısların kimliği
tespit edilemediğinden konuyla ilgili bir gelişme sağlanamamıştır.
– 28 Temmuz 2012’de, Denizli’de açılan kilise, kilisenin kapatılması amacıyla bir grup
tarafından protesto edilmiştir. Gelen tehditler nedeniyle emniyet güçlerinin yoğun güvenlik
önlemleri alması üzerine fiziksel bir saldırı yaşanmamıştır. Şu anda kilise açık olarak
ibadetlerini yerine getirmektedir.
– İzmir Konak’ta bulunan ve “Dua Evi” olarak bilinen Diriliş Kiliseleri Derneği temsilciliğine,
bulunduğu mahallenin 14-18 yaş arası gençleri tarafından, 2012 yılı boyunca sözlü,
yumurtalı tehdit ve saldırılarda bulunulmuştur. Son olarak, silah göstererek dernek yetkilisini
tehdit etmeleri üzerine konunun savcılığa ve emniyete bildirileceği mahalle büyüklerine
iletilmiş, mahallenin ileri gelenleri gençleri uyarmış ve ailelerinin araya girmesi ile gençler
özür dilemiştir. Dernek tarafından suç duyurusunda bulunulmasından vazgeçilmiştir.
– 12 Kasım 2012 tarihinde, Batman’da ibadet toplantılarına katılan bir bayanın, sivil polisler
tarafından bu tarz toplantılara katılmaması için sözlü olarak taciz ve tehdit edilmesi ve yine
bu dini toplantıların yapıldığı apartmanın kapıcısının eve gelen kişiler ve faaliyetler
hakkında bilgi vermesi için sözlü olarak tehdit edilmesi üzerine, suç duyurusunda
bulunulmuştur. Suç duyurusu ile ilgili bir gelişme sağlanmamıştır, ancak o günden
günümüze kadar Batman’da herhangi bir taciz veya tehdit bildirilmemiştir.
– 2012 yılı içinde Denizli, Diyarbakır, Sinop ve Hatay illerinde, kendilerini sivil polis olarak
tanıtan kişilerin, bazı kişileri ibadetlere katılmamaları, Hristiyanlarla görüşmemeleri veya
katıldıkları toplantılar, tanıştıkları kişiler hakkında detaylı bilgi vermeleri için uyardığı, taciz
ettiği ve tehdit ettiği bildirilmiştir. Ancak bu uyarı ve tehditlere maruz kalan kişiler bir sonuç
alamayacaklarını düşünerek suç duyurusunda bulunmamıştır.
– 2012 yılında 5 Protestan topluluğu önderinin olası saldırılara karşı polis koruması devam
etmiştir.
İbadet Yeri Kurma Hakkına İlişkin Sorunlar
3
Yasal olarak ibadet yeri kuramama sorunu 2012 yılında da Protestanlar için devam etmektedir.
2003 yılında Avrupa Birliği 6. Uyum Paketi çerçevesinde, 3194 sayılı İmar Kanunu’nda yapılan
değişikliklerde, ‘cami’ kelimesi yerine kullanılan ‘ibadet yeri’ sözcüğü ile gayrimüslim
vatandaşlarımızın ibadet yeri ihtiyaçlarının karşılanabilmesi hedeflenmiştir. Ancak, Türkiye’deki
Protestan toplumunun ibadet yeri edinmedeki olumsuz tecrübeleri, bu olumlu yasal gelişmelerin
yorum ve uygulanmasında Protestan toplumunun ciddi engeller ve hak ihlalleri ile karşılaştığını ve
yasal haklarını kullanamadığını ortaya koymaktadır. Konu ile ilgili önemli sorunlardan biri de,
belediyelerin oy kaybetme korkusu ve idarecilerin kilise yapılmasını onaylayan kişi olmak
istememesi nedeniyle, ibadet yeri başvurularının reddedilmesi veya bürokratik süreç içinde
sonuçsuzluğa terk edilmesidir. Ayrıca kilise kurulması veya onaylanması taleplerinin, başvurunun
yapıldığı kurumlar tarafından, sadece İslam inancının temsilcisi olduğunu belirten ve bu konuda
çalışmalar yürüten Diyanet İşleri Başkanlığı’na yönlendirilmesi veya Başkanlıktan görüş istenmesi
de dikkat çekmektedir. Tüm bunların yanında, resmi kuruluşların elinde bulunan ve amacı dışında
kullanılan tarihi kilise binalarından pazar günleri ve/veya bayram günlerinde dahi Hristiyan
toplulukların yararlanması engellenmektedir.
– 2012 yılında, İzmir Büyükşehir Belediyesi envanterinde bulunan ve amacı dışında birçok
etkinlik için kullanılan Aya Vukla Kilisesi’nde, Işık Kilisesi Derneği’nin Diriliş Bayramı
(Paskalya) kutlaması yapma talebi gerekçe gösterilmeden reddedilmiş ve bina yapılış
amacı dışında birçok etkinlik için kullanılmaya devam edilmiştir.
– 15 Mayıs 2012 tarihinde, İzmir’de, Dua Evi olarak kullanılan küçük ibadet yerine İzmir
Valiliği tarafından İmar Kanunu’na aykırılık iddiasıyla kapatılma yazısı tebliğ edilmiştir. Dua
Evi’nin Diriliş Kiliseleri Derneği’nin temsilciliğine dönüştürülmesiyle kapatılması
engellenmiştir.
– İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde bulunan Beşiktaş Protestan Kilisesi’nin, Büyükşehir
Belediyesi’ne kullandıkları binanın ibadet yeri olarak onaylanması amacıyla yapmış olduğu
başvurusu 01.09.2010 tarihinde reddedilmiştir. Daha sonra 2012 yılında toplantı salonunu
genişletmek amacıyla yapmış oldukları sundurma tadilatı, Beşiktaş Belediyesi tarafından
hızla mühürlenmiş, para cezaları ve yıkım kararları çıkartılmış, tartışmalı alan küçük bir yer
Devamını okumak için tıklayınız.
____________________________________________________________________________________________