Kütüphane > İnanç Özgürlüğüyle İlgili Haberler >

Mazlumder’den vicdani ret açıklaması / Mazlumder statement on conscientious objection

16.03.2012, Dünya Bülteni

Summary in English below.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi, dini inancı gereği vicdani reddini açıkladıktan sonra yargılanan ve hakkında hüküm verilen Muhammet Serdar Delice ile ilgili bir basın toplantısı gerçekleştirdi.

Muhammet Serdar Delice’nin de katılımıyla MAZLUMDER İstanbul Şubesi’nde yapılan toplantıda ilk olarak MAZLUMDER İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi ve Muhammet Serdar Delice’nin avukatı Mahir Orak konuştu.

Mahir Orak açıklamada 2012’nin ilk çeyreğinde 17 askerin intihar ettiği şüpheli birçok ölümün meydana geldiğini ve zorunlu askerliğe direnen vicdani retçilere yapılan zulümlerin devam ettiğini belirterek “Muhammet Serdar Delice davasında Malatya Askeri Mahkemesi kendisini “İslam Müçtehidi” olarak görmüş, temel olarak “Vicdani Ret Hakkını” kabul etmiş fakat “İslam’da Vicdani Ret yoktur” diyerek yeni bir oyalama metodu geliştirmiştir” dedi. Muhammet Serdar Delice’nin davasından sonra Isparta Askeri Mahkemesi’nin bakmakta olduğu vicdani ret davasında er Barış Görmez’e vicdani Ret Hakkının tanınmış olmasını çelişkili bir karar olarak değerlendiren Orak, Türkiye’nin taraf olduğu İHAS açısından bir zorunluluk olan bu hakkın tanınmamasını Türkiye’nin itibarını uluslararası alanda zedelediğini belirtti.

Daha sonra konuşan vicdani retçi Muhammet Serdar Delice “Yehova Şahidi Barış Görmez’e vicdani ret hakkı tanınıp İslami inancı dolayısıyla vicdani rette bulunan ben ve benim gibi kişilere bu hakkın tanınmaması büyük bir çelişkidir. Dünyada ilk vicdani ret açıklaması Habil’in Kabil’e söylediği şu sözlerdir: ‘Sen beni öldürsen dahi ben sana el kaldırmayacağım’. Yine Hz. Muhammed en büyük cihadın kişinin kendi nefsi ve vicdanıyla olan cihadı olduğunu söylemiştir. Kur’an-ı Kerim’de ise Allah ‘Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir’ der” sözleriyle vicdani ret gerekçesini açıklayarak hangi inanca sahip olursa olsun vicdani reddin herkesin hakkı olduğunu söyledi.

Son olarak konuşan Barış İçin Vicdani Ret Platformu Sözcüsü Oğuz Sönmez ise AİHM’in vicdani reddi ‘din ve vicdan özgürlüğü’ kapsamına alarak Avrupa Konseyi üyesi tüm ülkelerin bu hakkı tanıma zorunluluğu olduğunu belirttiğini, Hükümetin ise konuyu hala gündeme almayarak uluslararası sözleşmelere uymadığını ve anayasanın 90. Maddesini çiğnediğini ifade etti. Sönmez konuşmasının devamında “Vicdani ret bireyin dini, ahlaki ve pozitif nedenlerle askerliği reddetmesidir. Askeri Mahkeme Muhammet’in bu kararını inceleyip doğru bir şekilde değerlendirebilecek bir yer değildir. Avrupa ülkelerinde vicdani reddin yasalaşmasıyla her ne kadar böylesi uygulamalar ilk zamanlarda belli ölçülerde görülmüşse de sonrasında vazgeçilmiş, kişinin bu konudaki beyanı esas alınmıştır. Kimsenin Muhammet’in vicdanını yargılama, samimiyetini sorgulama hakkı olamaz. Umarız bu karar Askeri Yargıtay’dan döner” dedi.

Habere ulaşmak için tıklayın.

Summary

Together with Muhammed Serdar Delice Mazlumder organized a press conference on 16 March 2012. Delice’s lawyer Mahir Orak said that in the case of Delice, Malatya Military Court essentially recognized the right to conscientious objection, however held that “there is no conscientious objection in Islam”. He continued saying, “the fact that following Delice’s case, the Isparta Military Court recognized the JW Barış Görmez’ right to conscientious objection constitutes a contradiction”. Delice also made a statement saying regardless of their belief the right to conscientious objection is a human rights for all.

________________________________________________________________________________________