ÇalışmalarYazılar ve Söyleşiler

Fatma Yavuz’un hedef gösterilmesi hakkında açıklamamız

Fatma Yavuz medyada ve sosyal medyada bir karalama ve linç kampanyasıyla karşı karşıya. Tehlikeli bir şekilde hedef gösterilen Fatma Yavuz’un yanındayız.

İnsan hakları savunucusu Fatma Yavuz medyada ve sosyal medyada bir karalama ve linç kampanyasıyla karşı karşıya. Tehlikeli bir şekilde hedef gösterilen Fatma Yavuz’un yanındayız. Devlet kurumlarını ve yetkilileri de bu eylemleri kınamaya, benzer eylemlere karşı önlemler almaya ve Yavuz’u korumak için gerekli adımları atmaya çağırıyoruz.

Fatma Yavuz on dört yıl boyunca Diyanet İşleri Başkanlığı’nda Kuran Kursu öğretmeni olarak çalıştıktan sonra 2019 yılında, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın iç yönetmeliğinde yer alan “İslam, itikat, ibadet, ahlak törelerine uygun olduğunun çevresinde bilinir olması gerekliliği” maddesine uymadığı gerekçe gösterilerek önce hakkında soruşturma açıldı ve ardından da ihraç edildi.

Fatma Yavuz benimsediği etnik ve dinî kimlikle harmanladığı insan hakları savunucusu kimliğiyle de Türkiye’de herkesin insan haklarının korunmasını savunma çabasında özgün bir yere sahip. Bu sebeple sık sık nefret söylemi ve tehditlerle karşı karşıya kalıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İnanç Masası’nda çalışan Yavuz son günlerde artan bir şekilde hem medya hem de sosyal medyada karalama ve linç kampanyasına maruz kalıyor.

Fatma Yavuz’un yaşadıkları ilk defa yaşanmıyor. Hedef gösterilerek tedirginlik yaşayan, saldırıya uğrayan ve hatta öldürülen birçok insan hakları savunucusu var.

Oysa insan hakları savunucularının korunması devletlerin yükümlülüğüdür ve bu konuda özel sorumlulukları vardır. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı İnsan Hakları Savunucularını Koruma Kılavuz İlkelerinde vurgulandığı üzere:

Devlet kurumları ve görevlileri, insan hakları savunucularını ve ailelerini hedef alan tehdit yoluyla gözdağı verme veya misillemede bulunma, mala zarar verme veya imha etme, fiziksel saldırılar, işkence ve diğer kötü muameleler, öldürme, zorla kaybetme veya diğer fiziksel veya psikolojik zarar verme gibi her türlü eylemden kaçınmalıdır. Katılımcı devletler ayrıca insan hakları savunucularını bu türden eylemlerde bulunan devlet dışı aktörlere karşı koruma ve ihlalleri önlemek için gerekli adımları atma görevine sahiptir. Kamu otoriteleri bu türden eylemleri kamuoyu nezdinde kınamalı ve bu eylemlere karşı sıfır tolerans politikası uygulamalıdır.[1]

Birleşmiş Milletler kadın insan hakları savunucularının korunmasına ilişkin Genel Kurul Kararı’nda devletler için önemli yükümlülükler öngörülüyor:

Ayrıca Devletleri, belirli risklerle karşı karşıya olan kadın insan hakları savunucularına yönelik tehditleri, tacizi ve şiddeti önlemeye yönelik pratik adımlar da dahil olmak üzere, insan hakları savunucularına yönelik ihlalleri ve suistimalleri önleme konusunda gerekli özeni göstermeye ve bunlardan sorumlu olanların cezasızlıkla mücadele etmeye çağırır. Devlet ve devlet dışı aktörler tarafından gerçekleştirilen, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve kadın insan hakları savunucularına yönelik tehditler de dahil olmak üzere, çevrimiçi dahil olmak üzere ihlaller ve suistimaller, tarafsız soruşturmalar yoluyla derhal adalete teslim edilir.[2]

Kaygılıyız. Fatma Yavuz’a yönelik linç kampanyasını kınıyoruz. Tehlikeli bir şekilde hedef gösterilen Fatma Yavuz’un yanındayız. Devlet kurumlarını ve yetkilileri de bu tür eylemleri kınamaya, benzer eylemlere karşı önlemler almaya ve Yavuz’u korumak için gerekli adımları atmaya çağırıyoruz.

  • Eşit Haklar için İzleme Derneği
  • Hak İnisiyatifi Derneği
  • İnanç Özgürlüğü Girişimi
  • İnsan Hakları Gündemi Derneği
  • Norveç Helsinki Komitesi

[1] AGİT/DKİHB, İnsan Hakları Savunucularının Korunmasına ilişkin Kılavuz İlkeler, 2016.

[2] Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Kararı A/RES/68/181, 30 Ocak 2014.

Related Articles

Back to top button