Kütüphane > İnanç Özgürlüğüyle İlgili Haberler >

Ezan ve çevre kanunu / The Call to Prayer and Law on the Environment

15.05.2012, Radikal- Ahmet İnsel

Summary in English below.

Başbakan’ın İmam-Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği’nin kutlama töreninde geçen hafta yaptığı konuşmaya değinmiştik. Başbakan, aynı konuşmada, “Allah’ın izniyle, Hazret-i Peygamber’in ve şehitlerimizin şefaatiyle, aziz milletimizin ve sizlerin gayretleriyle inşallah bu topraklar üzerinde Kur’an-ı Kerim ebediyen okunacak, peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisi hiç sönmeyecek, Ezan-ı Muhammedi hiç susmayacaktır” demişti. Son temennisinin nasıl gerçekleşeceği konusunda Erzurum’da geçtiğimiz günlerde dikkat çekici bir gelişme yaşandı.

Atatürk Üniversitesi’nde psikiyatri profesörü olan Nazan Aydın, Şubat ayında Erzurum Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunmuş. Oturduğu eve yakın Hacı Selim Efendi Camii’nden ezan okunurken yapılan ölçümlerde ezan sesinin 104 desibele çıktığını, Çevre Kanunu’nda 65 desibeli aşan ses düzeyinin insan sağlığı için “zararlı” kabul edildiğini müracaatında belirtmiş (Radikal, 7.5.2012). Bu ses seviyesi, Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Birliği değerlerine göre “tehlikeli” olarak tanımlanıyor.

Konuyu hemen çarpıtmak isteyenler olacağı için, bir kere daha hatırlatalım. Sorun ezan okunmasıyla ilgili değil, “Bu topraklar üzerinde hiç susmayacak olan Ezan-ı Muhammedi’nin” hangi ses seviyesinde okunacağıyla ilgili. 8 Kasım 2009 tarihli Radikal İki’de de bu konuyu ele almıştık. Üstelik 2005’te, gene Erzurum’da, Yunus Emre ve Muhyiddin-i Arabi camilerinde okunan ezanın sesinin çok yüksek olmasından rahatsız olan semt sakinlerinin müftülüğe şikayette bulunduklarını ve müftülüğün yaptığı denetim sonrasında camilerin hoparlörlerinin ses ayarının düşürüldüğünü belirtmiştik. Ayrıca, şikayetçileri kafirlikle suçlayanlara karşı, dönemin Erzurum Müftü Yardımcısı’nın, “Her insanın bir hakkı vardır, böyle bir şikayeti yapan kişinin kafirlikle suçlanması yanlış olur” dediğini de ilave etmiştik.

..
Erzurum Savcılığının bu suç duyurusuna yanıtı zamanın ruhunun değiştiğinin küçük bir kanıtı gibi. Yasada öngörülen, “kişilerin huzur ve sükununu, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlar üzerinde gürültü ve titreşim oluşturulmasının yasak olduğunu” savcı kabul ediyor. Ortaya çıkan sesin 104 desibel olduğu konusunda da ihtilaf yok. Ama Cumhuriyet savcısı, yasanın “ulaşım araçları, şantiye, fabrika, atölye, işyeri, eğlence yerleri, hizmet binaları ve konutlardan kaynaklanan gürültü ve titreşimi” kapsadığını, buna karşılık “şikayet konusu eylemin yasanın yasakladığı eylemlerden olmadığı” için kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş. Yasanın “başkalarının ruh sağlığını bozacak şekilde gürültü yapmayı müeyyide altına aldığını”, ama “İslam dininin önemli sembollerinden olan ezanın gürültü olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığına” hükmetmiş. Bu kararın anlamı, ezan sesinin desibeli ne kadar yüksek olursa olsun yasaya göre bir suç veya kabahat olarak değerlendirilemez olduğu. Şikayetçi de suç duyurusunda ezanı gürültü olarak tanımlamıyor. Belli bir ses hacminin üzerindeki sesin, kaynağı ve içeriği ne olursa olsun, hem fizyolojik hem de psikolojik olarak rahatsızlık yaratacağını bir uzman olarak belirtiyor.

Savcılığın kararı hukuken sorunlu. Camide namaz kılınması gibi, ezan da, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından verilen bir din hizmeti olduğuna göre, söz konusu eylemin yasada öngörülmediği iddiası doğru değil. Cami, dinsel olarak taşıdığı kutsal anlamın yanında, idari olarak din hizmeti verilen bir hizmet binası değil mi? Yasa açıkça “hizmet binaları”ndan kaynaklanan yüksek ses ve titreşimi kapsıyor.
Erzurum’da belli ki 2005’ten beri bazı şeyler değişmiş. Bu şikayet nedeniyle görüşünü Cihan Haber Ajansı’na açıklayan Erzurum Müftülüğü Şube müdürlerinden İsmail Yılmaz, “Bugüne kadar ezan sesinden rahatsız olduğu için kimsenin kendilerine şikayette bulunmadığını” söylüyor. 2005’te kendi müftülük bölgesinde yapılan ve müftülüğün o zaman dikkate aldığı şikayetleri unuttuğu veya bilmediği gibi, “1400 yıldır ezan okunuyor, bu tür bir vakayı ilk kez duydum” diyerek, ilginç bir tanıklık da yapıyor.

Haberin Devamını okumak için tıklayın.

Summary

Dr. Nazan Aydın, head of the psychiatry faculty at Erzurum Atatürk University and chief of the Erzurum office of the 
Turkey Psychiatry Association, had a measurement made of the high-volume call-to-prayer announcement coming from
a mosque near her home. It turned out that the measurement made at Hacı Selim Efendi Mosque showed the call-to-prayer
level to be 104 decibels, whereas the legal limit is 65 decibels.

Prof. Dr. Aydın pointed out that this noise level is considered ‘harmful’, according to paragraphs 182 and 184 of the Environ-
ment Law, and ‘dangerous’, based on World Health Organization and European Union values. Prof. Dr. Aydın noted that when mosque officials were warned about this they told her to move her house and even threatened her, so she filed a criminal complaint.

Public Prosecutor Yusuf Eraslan investigated Dr. Aydın’s complaint and concluded that ‘it is not possible to
characterize the call-to-prayer as noise.’ Eraslan decided that there were no grounds to pursue a case. Commenting on the
decision, Dr. Aydın said that ‘excessive noise is harmful to health and especially to mental health. We’re not against
the call-to-prayer, we’re just against irritating excessive  noise.’

________________________________________________________________________________________