Kütüphane > İnanç Özgürlüğüyle İlgili Haberler >

Dini Eleştirmek Yasaklanmak İsteniyor / They want to prohibit criticism of religion

28.12.2011, Sol-Haber Merkezi

Summary in English below.

“sigaram ve ben” rumuzlu Ekşi Sözlük yazarı hakkında İstanbul Basın Savcısı Nurten Altıok’un hazırladığı iddianame mahkeme tarafından kabul edildi. Savcı Altınok, davayı gelen bir şikayet üzerine dini değerleri aşağılayan ifadeler kullanıldığı gerekçesiyle açmıştı.

Savcı Altınok, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Otto-Preminger Institut (OPI) davasını örnek göstererek, Ekşisözlük yazarının düşünce özgürlüğü ve eleştiri sınırlarını aştığını belirterek yazar hakkında, TCK’nın 216’ncı maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle 1,5 yıla kadar hapis cezası istedi. OPI’nin desteğiyle çekilen bir film nedeniyle “dinî öğretileri aşağılamak” gerekçesiyle başlatılan kovuşturma sonucunda filme el konulmasına AİHM izin vermişti.

İddianamede sözlük yazarının kullandığı ifadelerle düşünce özgürlüğü ve eleştiri hakkının sınırları aşarak, İslam dinini aşağıladığı kanaatine varıldığı bildirildi. Yazarın, TCK’nın 216’ncı maddesine göre, “Halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmünce cezalandırılması talep edildi.

Sözlük yazarına açılan davanın yanı sıra gericiler dine yönelik eleştirilerin tamamına tahammülsüz olduklarını ortaya koyarak Ekşi Sözlük’ü hedef aldılar. Taraf Gazetesi’nin devletin servis ettiği bilgilerle yaptığı haberleriyle ün yapmış muhabiri Mehmet Baransu, twitter’daki hesabında başlattığı “Ekşi Sözlük Kapatılsın” kampanyasıyla saldırıda başı çekmişti. Baransu, twitter’daki hesabında Ekşi Sözlük’te yazılan şu ifadeleri dine hakaret edilmesine örnek olarak göstermişti:

“şeytan allaha isyan edebildiğine göre, seytan allahla eşit güçtedir. belkide bizi kandıran şeytan değilde allahtır.”

“allah’a saygım sonsuz muhammed’den nefret ediyorum”

“9 yaşındaki bir kız çocuğunu “eş” olarak görebilen biri benim de peygamberim olamaz.”

“muhammed’in hırka-i şerif’i bir imam tarafından boğaza fırlatılacak. birsürü müslüman genç, boğazın sularına atlayacak.”

“noel’e özenip kutlu doğum haftası diye bir şey uydurduğumuza göre bu da kesinlikle olmalıdır.”

“insanlari birbirine dusurmek icin elinden geleni ardina koymamis cebrail canim.”

Hakaret olduğu ileri sürülen ifadeler dikkatle incelendiğinde ortada hakaret değil, dine yönelik eleştiri olduğunu rahatlıkla anlaşılabiliyor. Buna karşın bu ifadeleri hakaret olarak yorumlamanın altındaki sebebin dine eleştiri yapılmasından duyulan rahatsızlık olduğu görülüyor. Baransu’nun twitter’da yazdığı şu satırlar ortadaki yobazlığı ve tahammülsüzlüğü göstermeye yetiyor:

“Bu millet ekşisözlükün pisliği karşısında ayağa kalkmayacaksa yazıklar olsun. Kimse de ben müslümanım demesin. Dinimle kimse alay edemez. Allahıma ve peygamberime küfrediliyorsa demokrat olmak falan umrumda değil. Demokrat değilim bu rezillik karşısında. Demokratlık batsın. Bu ülke bu rezillik karşısında ayağa kalkmazsa, Rabbimiz ve peygamber efendimizin yüzüne nasıl bakacağınızı düşünün…”

“O bilgisayarlar hardsikler herşey incelenecek. Açıklamayla korkutacaklarını sandılar bizi. Bu yolda ölmeye hazırız anlamıyorlar”

Ekşi Sözlük yazarına açılan bu davadan önce de “dini değerleri aşağılama” gerekçesiyle başka davaların açıldığı biliniyor. “Dini değerleri aşağılama” ifadesinin sınırlarının yeterince belirgin olmaması ve gericilerin yargıdaki etkinliklerinin artması nedeniyle bu tarz davaların dini eleştirenleri sindirme işlevine sahip olduğu görülüyor.

Penguen Dergisi’nde yayınlanan karikatürü nedeniyle karikatürist Bahadır Baruter hakkında “halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılama” suçlamasıyla bir yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı. Karikatürde cami sütünuna eklenen “Allah yok, din yalan” yazısı nedeniyle Türkiye Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası Baruter hakkında şikayetçi olmuştu.

Baruter’e yapılan sindirme operasyonu açılan davadan ibaret kalmamış, dinci basının da yoğun saldırısına uğrayarak hedef haline getirilmişti. Hiçbir hakaret, aşağılama içermeyen “Allah yok, din yalan” cümlesine yapılan saldırı rahatsızlık duyulan şeyin aşağılama değil, din eleştirisi ve ateizm olduğunu ortaya koyuyor.

Haberin devamına ulaşmak için tıklayın.

Summary

Freedom of expression is curtailed severely when expressions relate to criticism of religion or more so of Islam. Comments that are made on various websites are treated as insults although it is clear that they are criticism. The latest case in this respect was opened against a person who commented on the Sour Dictionary (Ekşi Sözlük) based on the judgment of the European Court of Human Rights in the Otto-Preminger v. Austria case. In the Turkish context it is Article 216 of the Turkish Criminal Code that criminalizes “insulting religious values”. But it is not clear what expressions amount to “insulting religious values”. In a similar case cartoonist Bahadır Baruter was prosecuted for writing “God does not exist, religion is a lie” because of a complaint by the Union of Workers of  Turkish Diyanet and Foundation. 

________________________________________________________________________________________