Kütüphane > İnanç Özgürlüğüyle İlgili Haberler >

Ders kitapları hala ‘Türk’ ve ‘Müslüman’

‘Ders Kitaplarında İnsan Hakları’ araştırmasına göre, Türkiye’de çeşitli grupların yaşadığı hak ihlallerinin önüne geçilmesi için çalışmalar yapılsa da bu durum kitaplara yansımıyor. Ülkede yaşayan çeşitli inanç ve etnik gruplar kendine yer bulamazken, dışlayıcı bir Türklük anlayışıyla yazılan kitaplar, ‘kentli, eğitimli ve orta sınıf’a hi tap ediyor.

Tarih Vakfı ile İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından yürütülen ‘Ders Kitaplarında İnsan Hakları III’ projesinin raporu yayımlandı. Toplam 245 ders kitabının taranmasıyla hazırlanan araştırmaya göre, Türkiye’de çeşitli gruplarının yaşadığı hak ihlallerinin önüne geçilmesi için çalışmalar yapılsa da bu durum kitaplara yansımıyor. Kitaplarda Kürtler, Ermeniler, Museviler, Rumlar, Abazalar, Lazlar, cinsel yönelim grupları ve başörtülüler yer almıyor. Dışlayıcı bir Türklük anlayışıyla yazılan kitaplar, ‘kentli, eğitimli ve orta sınıf’a hitap ediyor.

Öğrencilerin bilgiyi kendilerinin yapılandırmasını amaçlayan 2004 yılındaki eğitim reformu sonunda ortaya çıkan kitapların taranmasıyla hazırlanan araştırma, söz konusu yapılandırmacı felsefenin ders kitaplarına yansıtılamadığını, eleştirel düşünmenin geliştirilmesi gibi hedeflerin kağıt üzerinde kaldığını ortaya koyuyor. Bilgiyi inşa etme sürecine yer vermeyen tek perspektifli kitaplarda, öğrenciyi aktif olmayan çağıran etkinliklerin çoğu da militarist içerikli.

“Biz ve Ötekiler”

Ders kitaplarında Türkiye’de yaşayan çeşitli inanç ve etnik gruplar kendine yer bulamazken, örneğin Kürtler hala sadece “zararlı cemiyetler” başlığı altında geçiyor.

Ders kitabında ‘Biz ve Ötekiler’ algısından nasibini alanlar ise genellikle farklı inanç grupları ve Ateistler oluyor. Raporda, özellikle lise son sınıfların ‘din kültürü ve ahlak bilgisi kitaplarında Yahudilikten, Budizme, Alevilikten Nusayriliğe farklı inanç ve mezheplerden bahsedilmeye başlanması olumlu bir adım olarak görülürken, son sınıfa kadar din algısının Sünni İslam’a göre şekillendirilmesi farklı inançları kitaplarda sembolik bir düzeye indirgiyor.

Bazı gruplara karşı önyargı ve kalıp yargı oluşturan ifadelerden nasibi alanlarsa Ateistler ve engelliler. 9. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak bilgisi kitabından Ateizm ve politeizm, satanizmle birlikte ‘topluma zarar veren uygulama ve inanç’ olarak tanımlanırken, sosyal bilimler kitabında engellilik için ‘olumsuz sapma kategorisi’ tanımı kullanılıyor; “Sağır-dilsizler, kötürümler ve kronik hastaların normal bireylerden beklenen davranışları yerine getirmeleri beklenemez” deniyor.

“Cemil, büyüyünce ne olacaksın?”

Rapora göre, ders kitaplarındaki Türklük algısı da sorunlu. Bir yandan Türklerin, Türk kültürünün ve Türkçenin üstünlüğü mesajı verilirken bir yanda da bugünün Türkiye’si  “tehdit, yozlaşma” gibi olumsuz kavramlarla ele alınıyor.

Tehdit algısı militarizm vurgusunda da kendini gösteriyor. Sosyal bilgiler kitapları başta olmak üzere ders kitaplarında diğer devletler Türkiye için ‘tehdit unsuru’ olarak tanımlanmış.

Araştırma, Milli Güvenlik dersi kaldırılmış olsa da savaşı normalleştiren, ölümü yücelten militarist değerlerin birçok derste aktarılmaya devam edildiğini ortaya koyuyor. Birinci sınıfta okutulan ‘ders ve öğrenci çalışma kitabı’ndan bir örnek şöyle:

– Cemil büyüdüğün zaman ne olacaksın?
– Asker olacağım.
– Asker olup da ne yapacaksın?
– Düşman, bu topraklara olur da bir daha ayak basarsa onu buradan kovacağım.”
(Türkçe 1, Ders ve Öğrenci Çalışma Kitabı, Kartopu, 26-7)

“Milletimiz temelinden demokrat”

Ders kitaplarında, bir matematik kitabında olduğunda gibi ‘Tüketici Hakları Yasası’ndan bahsedilen örnekler olsa da, insan hakları kavramları ve sözleşmeleri genellikle tarihsel ve sosyolojik bağlama oturtulmadan, insan hakları sanki Türkiye toplumunun özünde varmış gibi aktarılıyor. 7. Sınıf sosyal bilgiler dersinde verilen “Bizim milletimiz temelinden demokrattır. Kültürünün, geleneklerinin en derin geçmişe ait dönemleri bunu doğrular. Türk milleti, en eski tarihlerinde ünlü kurultaylarıyla, bu kurultaylarda devlet başkanlarını seçmeleriyle demokrasi fikrine ne kadar bağlı olduklarını göstermişlerdi” metni, bu özcü yaklaşımı ortaya koyuyor.

Toplumsal cinsiyetin eşitsizliğinin sorunlarına ders kitaplarında dikkat çekildiği bölümler de var. Fakat bu iyi örneklere rağmen genellikle kadın ev içi rollerde, erkek ise ev dışı rollerde temsil ediliyor. Kadınlar genelde ev işleri yaparken, ‘doktor amcalar’ ve ‘mimar bey’ gibi temsillerle meslek sahibi insanlar erkek olarak gösteriliyor. Araştırmada kadınlara karşı şiddeti olumlayan kitaplara da rastlanıyor. bölümlere de. 5. Sınıf öğrencilerine okutulan Sosyal Bilgiler kitabında okutulan şu bölüm gibi:

“… Öğrencilerinize, kınanın gelin olacak kızın evine bağlı kalacağını sembolize etmek üzere yakıldığını, gelinin evinin ve kocasının yoluna gerekirse kurban olacağının vurgulandığını söyleyiniz.” (Sosyal Bilgiler 5, Öğretmen Kılavuz Kitabı, Pasifik Yayınları, 83).

Araştırmanın sonuç bölümünde, etno kültürel ve milliyetçi bir ‘Biz’ inşasının yerine, çoğulculuğu temel alan ‘biz’ temsilinin üretilmesi gerektiği vurgulanıyor.