Kütüphane > Yayınlar >

AGİT: Nefret suçu kayıtlarının yetersiz olması, çoğu zaman mağdurların görünmez olmasına neden oluyor

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (DKİHB), “2019 Nefret Suçu Raporu”nu yayımladı.

AGİT bölgesindeki devletlerde yaşanan nefret suçu olayları ile ilgili istatistiki ve niteliksel bilgileri içeren “2019 Nefret Suçu Raporu”nda, AGİT’in 39 katılımcı devletinin sunduğu resmi veriler yer alıyor. Ayrıca rapor, 148 sivil toplum kuruluşu tarafından iletilen, 45 katılımcı ülkede yaşanan nefret olayları ile ilgili bilgileri de içeriyor. Dünya genelinde nefret suçuna dair en kapsamlı rapor olan “2019 Nefret Suçu Raporu”na göre, AGİT bölgesinde 2019 yılında, 6 bin 964 önyargı kaynaklı nefret suçu kayıt altına alındı.

AGİT’in nefret suçu tanımı ise şöyle:

Mağdurun, mülkün ya da işlenen bir suçun hedefinin, gerçek ya da hissedilen ırk, ulusal ya da etnik köken, dil, renk, din, cinsiyet, yaş, zihinsel ya da fiziksel engellilik, cinsel yönelim veya diğer benzer faktörlere dayalı olarak benzer özellikler taşıyan bir grupla gerçek ya da öyle algılanan bağı, bağlılığı, aidiyeti, desteği ya da üyeliği nedeniyle seçildiği, kişilere veya mala karşı suçları da kapsayacak şekilde işlenen her tür suç.

Raporda da bu suçlar, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, antisemitizm, engellilere, Romanlara, cinsiyete, cinsel yönelim veya cinsiyet kimliklerine, Müslümanlara ve Hristiyanlara yönelik önyargılar olarak gruplandırılıyor. Buna göre kayıt altına alınan, AGİT bölgesindeki nefret olaylarının önyargı türüne göre sayıları ise şu şekilde:

  • ırkçılık ve yabancı düşmanlığı: 3033
  • antisemitizm: 1704
  • cinsel yönelim veya cinsiyet kimliğine yönelik önyargı: 1278
  • Hristiyanlara yönelik önyargı: 577
  • Müslümanlara yönelik önyargı: 511
  • Romanlara ve Sintilere yönelik önyargı: 101
  • cinsiyete yönelik önyargı: 70
  • engellilere yönelik önyargı: 21

Raporda, Türkiye’de polis tarafından kaydedilen 79 nefret suçu olduğu ve bu suçların 72’sinin ibadet yerlerine yapılan saldırılar ve 7’sinin de tehdit veya tehdit edici davranışlar olduğu aktarılıyor. Ancak, DKİHB Türkiye’deki kolluk kuvvetlerinin nefret suçlarının önyargı saiklerini kaydetmediğini belirtiyor. İnanç Özgürlüğü Girişimi, İnsan Hakları Derneği, KAOS GL, Kantor Merkezi, London Legal Group, Transgender Avrupa ve Papalık Makamı tarafından bildirilen 84 nefret suçu vakasına da ayrıca yer veriliyor. Buna göre Türkiye’deki nefret olaylarının önyargı türüne göre sayıları ise şu şekilde:

  • cinsel yönelim veya cinsiyet kimliğine yönelik önyargı: 57
  • ırkçılık ve yabancı düşmanlığı: 13
  • Müslümanlara yönelik önyargı[1]: 9
  • Hristiyanlara yönelik önyargı: 5
  • antisemitizm: 3
  • cinsiyete yönelik önyargı: 1

DKİHB’ye göre Türkiye, 2016 yılında imzalanan uzlaşı belgesinin ardından, DKİHB’nin Kolluk Kuvvetleri için Nefret Suçlarına karşı Eğitim (TAHCLE) programını uygulamaya devam etti. Şimdiye kadar bu kapsamda birçok polisle eğitim yapıldı ve 2019 yılında da Emniyet Genel Müdürlüğü, eğitim programını 603 polis memuruna ulaştırmak için Polis Akademisi’yle işbirliği yaptı.

Bununla birlikte, 30 Mayıs 2019’da başlatılan Yargı Reformu Stratejisi çerçevesinde bir çalışma grubu, BM İnsan Hakları Mekanizmaları ve AGİT tarafından hazırlanan uluslararası raporlar ve tavsiyelerle diğer ülkelerden iyi uygulamaları inceledi. Çalışma grubu, nefret suçuna ilişkin hükümleri uluslararası standartlarla uyumlu hale getirmeyi ve nefret suçu istatistikleri veri tabanı oluşturmayı amaçlayan bir belge hazırladı. Sürece çeşitli devlet yetkilileri ve sivil toplum kuruluşları katıldı. Aralık 2019’da düzenlenen toplantıda çalışma grubu, nefret suçları konusunda farkındalık yaratma ihtiyacının altını çizdi. Nefret suçlarıyla mücadelede bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği ve İnsan Hakları Eylem Planı’nda nefret suçlarıyla ilgili yeni reformlar ve düzenlemeler olması gerektiği de ayrıca vurgulandı.

DKİHB Raporu’nda, birçok ülkede nefret suçlarıyla ilgili verileri kapsamlı bir şekilde kaydetmek ve toplamak için mekanizmalar bulunduğuna işaret ediliyor. Ancak, devletlerin büyük bir kısmı polis ve savcılara bu tür suçları ayırt etmek, kaydetmek ve etkili bir şekilde soruşturmak için gerekli araç ve bilgileri sağlamıyor. Bu durum, nefret suçuna maruz kalanların ihtiyaç duyduğu uzman desteği erişiminden sıklıkla mahrum kalmasına neden oluyor.

DKİHB, nefret suçları mağdurları kimlikleri ve başkalarıyla paylaştıkları özellikleri nedeniyle hedef alındığı için, bu suçların kaydedilmesinin ve etkilenenlere destek sunulmasının bireysel mağdurları, toplulukları ve bir bütün olarak toplumu korumak açısından oldukça önemli olduğunu vurguluyor. Ayrıca, nefret suçunun hedefi olan kişilere sunulan desteğin bireysel ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Öncelikli olarak psikolojik zararı önlemek ve mağdurların uzun vadede iyileşmelerine destek olmak için duyarlı davranılması gerektiğini belirten DKİHB, polis koruması, psiko-sosyal destek, pratik yardım ve cezai işlemler hakkında bilgilendirmenin de önemini vurguluyor. DKİHB bu kapsamda, AGİT bölgesindeki ülkelere nefret suçu mağdurlarını desteklemelerine, nefret suçu izleme ve kaydetme uygulamalarını iyileştirmelerine ve sivil toplumla işbirliğini güçlendirmelerine yardımcı olacak birçok aracı da sunuyor.


[1] Bu vakaların tamamı Türkiye’de yaşayan Alevilere yönelik saldırılardan oluşmaktadır, orijinal veri setinde “Müslümanlara yönelik önyargı” olarak kodlanmıştır.)