Çalışmalarımız > Mülakatlar >

İÖG (Türkiye) Röportaj: agnostik.net Editörü ile Türkiye’de Düşünce, İnanç ve İfade Özgürlüğü Üzerine

"Ateizm ve Agnostisizm ülkemizde şeytanlaştırılan fikirler. Milletvekillerinin meclis içerisinde yaptığı konuşmaları görebiliyorsunuz. İşin daha da acı boyutu ise, kimseden bu konu hakkında bir tepki gelmemesi..."

14.09.2012

İÖG (Türkiye): Agnostik olmak ne demek, bunu açıklar mısınız? Türkiye’de kaç agnostik var?

Annatar:  Agnostisizm 1800’lerde bir biyolog olan Thomas Huxley tarafından ortaya atılmış bir felsefi akımdır. Bilinmezcilik olarak adlandırılabilecek bu akım, tanrı iddiasını destekleyecek veya çürütebilecek herhangi bir kanıta sahip olmadığımız, dolayısıyla bu konu hakkındaki hükmü askıya almamız gerektiğini öne sürer. Türkiye’de agnostiklerin sayısı hakkında herhangi bir bilgiye sahip değiliz, ancak sanıyorum bir çok vatandaşımız az önce bahsettiğim tanıma karşı çıkmayacaktır. Agnostik olmak bir dine inanmamak anlamına da gelmeyebiliyor aslında, zira dünya üzerinde kendilerini agnostik teist olarak tanımlayan bir çok insan var.

İÖG (Türkiye):  Türkiye’de ve dünyada agnostikler örgütleniyorlar mı? Evetse, neler yapıyorlar birlikte? Türkiye’de ifade özgürlüğü gibi konularda calışmalar var mı?

Annatar: Agnostikler olarak ayrı bir örgütlenme değil ama özgür düşünenler dünya’da son yıllarda çok iyi örgütlenmeye başladılar. Amerika’da yakın bir tarihte “Reason Rally” adı altında tüm skeptik ve özgür düşünceli insanların toplandığı bir gösteri oldu, medyada çok fazla yer almamasına rağmen katılımın gerçekten iyi olduğu ve dünyanın birçok yerinden kişinin katıldığı bir gösteriydi, açıkçası umut verici. Türkiye için ise günümüzde içinde bulunduğumuz ortam malum. Maalesef insanlar korku içinde, bırakın toplanıp gösteri yapabilmeyi, bu gibi konuların konuşulması dahi zor. Yine de internet üzerinden underground oluşumlar yok değil. Ancak maalesef bu görüşleri açıkça dile getirenlere davaların açıldığını üzülerek görüyoruz, Greener Nautilus mahlaslı bir blog yazarının yakın zamanda böyle bir davanın hedefi olduğunu ve kendisine açılan dava sonucu avukatlık masrafı adı altında belli bir meblağ ödemek zorunda kaldığını biliyoruz. Bizim açımızdan umut verici olan, gereken paranın kısa bir sürede Türkiye’nin özgür düşünen insanları tarafından toplanmış olmasıdır.

İÖG (Türkiye): Türkiye’de nüfusun %99’u Müslüman olarak kabul ediliyor. Sizce bu oran gerçeği yansıtıyor olabilir mi?

Annatar: Kesinlikle abartılı bir yüzde, sanıyorum insanların nüfus cüzdanlarında din hanesine ön tanımlı olarak girilen müslüman ibaresinden kaynaklanıyor, aslına bakarsanız benim de nüfus çüzdanımda hâlâ müslüman yazmakta. Yine de halkın ezici bir çoğunluğunun kendisini müslüman olarak gördüğü ortada. Ancak bu duruma da bazı itirazlarım var. Kendisini müslüman olarak tanımlayan kitlenin büyük bir çoğunluğu aslına bakarsanız bir müslüman hayatı sürmüyor, veya islami değerleri benimsemiyor. Ebeveynlerden ve Türk halkının geleneksel kimliğinden kaynaklanan bir islamiyeti kabullenme durumu söz konusu, ancak islamiyetin kurallarına göre yaşayan kesim çok daha az. Birçok insan müslüman olmak, iyi insan olmaktır diye düşündüğü için müslüman kimliğini sahipleniyor. Çoğu kişi için günlük hayatlarında islamın yeri gerçekten çok küçük, insanlar dini konuları kafalarına pek takmıyorlar, ama sorduğunuz zaman elhamdürillah müslümanım cevabını alıyorsunuz hepsinden. Bu insanlar islamın kurallarına da karşılar, başbakanın son kürtaj çıkışına tepki gösterenlerin büyük bir çoğunluğuna sorduğunuzda müslüman cevabı alırsınız. Ancak bu kişilerin dünya görüşleri müslümanlıktan çok farklı ve çağdaş bir yaşam anlayışına sahipler.

İÖG (Türkiye):  Bir agnostiğin düşünce veya inanç özgürlüğü açısından Türkiye’de yaşadığınız zorlukları anlatır mısınız?

Annatar: Aslında ikinci soruda buna kısmen cevap verdim. Maalesef ülkemiz bu konuda gerilemeye devam ediyor. Ateizm ve Agnostisizm ülkemizde şeytanlaştırılan fikirler. Milletvekillerinin meclis içerisinde yaptığı konuşmaları görebiliyorsunuz. İşin daha da acı boyutu ise, kimseden bu konu hakkında bir tepki gelmemesi…

İÖG (Türkiye):  Websitenizle ilgili yaşadığınız sorunlar oluyor mu? Yasal kovuşturma veya “hacking” gibi?

Annatar:  Hayır, bir çok kere yasal anlamda işlem yapılacağı konusunda inançlı üyelerimizden tehdit alıyoruz, ancak şu ana kadar bildiğim kadarıyla yasal bir işlem yapılmadı. İllegal yollardan bir sansür girişimi oldu, internet filtrelemesinde aile paketi ve çocuk paketinde filtrelenmiştik, sonrasında bu durum sadece çocuk paketi ile sınırlandırıldı yanılmıyorsam. Tabii islami sitelerin böyle bir filtrelemeye mağruz kaldığını düşünmek komik olurdu sanıyorum… Herhangi bir hacking olayı da yaşanmadı sitemizle ilgili, yine bazı tehditler savuran üylererimiz oldu tabi, ama herhangi bir olay yaşamadık şu ana kadar.

İÖG (Türkiye):  Son dönemlerde Başbakan’in “dindar nesil” ve “tek din” gibi açıklamaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Annatar: Kesinlikle kaygı verici, insanların dini inanışlarını şekillendirmek devletin görevi değildir. Bu konuda iktidar partisinin geçmişi de düşünüldüğünde ülkemiz adına kaygılanmamak mümkün değil. Bu konuda halkımıza güvenmekten başka bir çaremiz yok maalesef. Bu yüzden insanları bilinçlendirmek, ve dini söylemlere prim vermemesini, seküler yapının inançlı inançsız herkesin yararına olduğunu anlatmamız çok önemli. Umarım çok geç olmadan halkımız bu durumu idrak edebilir.

İÖG (Türkiye):  Dini eleştirme veya sorgulama hakkının Türkiye’de etkin bir şekilde yaşanabildigine inanıyor musunuz? Neden? Nelerin değişmesi gerek?

Annatar: Hayır, maalesef inanmıyorum. Yasalarımız maalesef düşünce özgürlüğü konusunda yetersiz. “Halkın belli bir kesiminin kutsal saydığı değerleri aşağılamak” gibi muğlak ifadeler görüyoruz. Bu gibi yasalar sebebiyle çok masum dini eleştiriler için dahi davalar açılabiliyor. Ekşi sözlük yazarlarına açılan davalara konu olan entry’leri incelerseniz tamamen eleştiri sınırları dahilinde olduğunu göreceksiniz. Fakat bir yanda senin dinin yanlış demeyi dine hakaret olarak gören bir kesim var ve yasalarımız da bu kesimin bizim gibi insanlara dava açabilmesine olanak sağlıyor.

İÖG (Türkiye):  Türkiye’de eğitim ve özellikle zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi hakkında agnostikler ne düşünüyor?

Annatar: Türkiye’de eğitim maalesef diğer birçok konu gibi içler acısı. Birinci sınıftan itibaren eleştirel düşünceyi aşılamayı bırakın, yok etmek için ellerinden geleni yapan, eğitim konusunda yeterli beceriye sahip olmayan öğretmenlerimiz var maalesef. Bu öğretmenlerin yetiştirdiği öğretmenler de öğretmen olduğunda aynı durumda oluyorlar, elimizde bir kısır döngü var maalesef. Türk eğitim sistemini büyük bir devrim paklar ancak…

Din eğitimi ise din eğitimi değil zaten, sünni müslüman eğitimi. Günümüzdeki hali tek kelime ile bir garabet. Öğrencilere teoloji veya dinler tarihi öğretilmesine karşı değilim. Ancak bunun objektif insanlar tarafından yapılması gerekir, imam olmak için hazırlanan ilahiyat fakültesinden çıkma, kendi dinlerini mutlak gerçek olarak gören kişilerce değil.