Basından > Ulusal Basından >

İnanç Özgürlüğü Girişimi Yöneticisi Mine Yıldırım’a Stefanus Prize

Mine Yıldırım, ödülle ilgili şöyle konuştu; "Ödül inanç özgürlüğüne ilişkin çalışmaların görünürlüğünü artırması açısından önemli. Genel olarak insan hakları alanındaki çalışmaların pek de fazla takdir edilmediği bir dünyada bu ödülü almak benim için teşvik edici. Bu alandaki çalışmalarım boyunca, uzun yıllar boyunca, pek de sonuç almadan, bu alanda mücadele etmiş birçok inanan inanmayan kadın ve erkekle tanıştım ve onların yaklaşımları ve çalışmaları benim için her zaman ilham verici oldu. Her biri en az benim kadar bu ödülü hak ederdi."

İnanç özgürlüğü alanında önemli katkıları olan bireylere verilen Stefanus Prize bu yıl Türkiye’den Mine Yıldırım ve Aykan Erdemir’e verildi. 27 Nisan’da Oslo’da yapılan törende ödüller Norveç eski Adalet Bakanı v Odd Einar Dorum tarafından verildi. Tören öncesinde Norveç Parlamentosu’nda inanç özgürlüğü üzerine bir Panel de düzenlendi.

Törende birer konuşma yapan Yıldırım ve Erdemir, inanç özgürlüklerini genişletme yönünde yaptıkları çalışmalardan örnekler verdiler. Yıldırım, bir taraftan inanç özgürlüğü alanındaki mücadelenin bir maraton olduğunu söylerken bir taraftan da bu uzun süreçte her gün bireylerin mağdur olduğuna dikkat çekti. Erdemir ise Türkiye’nin Ortadoğu’da temel hak ve özgürlükler açısından model ülke olması gerektiğini vurguladı.

Norveç Helsinki Komitesi İnanç Özgürlüğü Girişimi’nde proje yöneticisi olarak çalışan Mine Yıldırım, hem akademik alanda inanç özgürlüğüne ilişkin katkıları hem de kurucusu olduğu İnanç Özgürlüğü Girişimi ile Türkiye’de herkes için inanç özgürlüğünün korunması için yaptığı çalışmalar için bu ödüle layık görüldü.

Dr. Aykan Erdemir’e ise ödül, özellikle Alevilerle ilgili çalışmaları, CHP milletvekili olduğu dönemde nefret suçları yasasının çıkarılmasına amacıyla yaptığı çalışmalar ve inanç özgürlüğüne verdiği değer nedeniyle verildi.

Mine Yıldırım, ödülle ilgili şöyle konuştu; “Ödül inanç özgürlüğüne ilişkin çalışmaların görünürlüğünü artırması açısından önemli. Genel olarak insan hakları alanındaki çalışmaların pek de fazla takdir edilmediği bir dünyada bu ödülü almak benim için teşvik edici. Bu alandaki çalışmalarım boyunca, uzun yıllar boyunca, pek de sonuç almadan, bu alanda mücadele etmiş birçok inanan inanmayan kadın ve erkekle tanıştım ve onların yaklaşımları ve çalışmaları benim için her zaman ilham verici oldu. Her biri en az benim kadar bu ödülü hak ederdi. Dileğim Türkiye’de herkes için inanç özgürlüğünün ilkeli ve kararlı bir şekilde hayata geçirilmesi. Türkiye’nin bunu başarabileceğine tüm yüreğimle inanıyorum.”