Kaynaklar > Uluslararası İçtihad >

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 9. Madde Karar Özeti: Lachiri v. Belçika, Başvuru no. 3413/09, 18.09.2018

AİHM, başörtüsü ile mahkeme salonuna girmek isteyen kişinin engellenmesinin amacının mahkemeye karşı saygısızlığın önlenmesi ve duruşma düzeninin korunması olduğunu ve bu noktada başvurucunun duruşma salonuna girmesinin herhangi bir saygısızlık teşkil etmediğini veya duruşma düzenini bozacak nitelikte olmadığını belirtmiştir.

Lachiri – Belçika, Başvuru No. 3413/09, Karar Tarihi: 18.09.2018

Erkek kardeşinin öldürülmesi nedeniyle açılan ve sanığın “kasıtsız ölüm ile sonuçlanan önceden tasarlanmış saldırı ve yaralama suçu” ile suçlandığı ceza davasına, ailesinin diğer üyeleri ile birlikte tazminat talebiyle katılan sıfatıyla dahil olan başvurucunun ve diğer katılanların suçun cinayet olarak tanımlanması ve sanığın Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanması talepleriyle yaptıkları temyiz başvurusu üzerine Brüksel Temyiz Mahkemesi Suçlamalar Dairesi önünde yapılan duruşmada, duruşma salonunda yer gösteren kişinin mahkeme başkanının kararına uygun olarak başvurucuyu başörtüsünü çıkarmadığı sürece duruşma salonuna giremeyeceği yönünde bilgilendirmesi, başvurucunun ise bu karara uymayı reddedip duruşmaya katılmaması ve bu karara yaptığı itirazın başarısız olması-  Mahkeme yaptığı değerlendirmede yerleşik içtihadına göre (Leyla Şahin v. Turkiye, 44774/98, § 78, Doğru v. Fransa, 27058/05, § 47)  başörtüsü takmanın “bir din veya inanç kaynaklı ya da bir din veya dini inançtan esinlenilmiş” bir eylem olduğunu belirterek, başörtüsünü çıkarmayı reddettiği için başvurucunun duruşma salonundan çıkartılmasını, başvurucunun dinini dışa vurma hakkına yapılan bir “kısıtlama” olarak nitelendirmiştir. Hakkın kullanımına yapılan bu müdahalenin, dayandığı kanun hükmünün niteliği itibariyle meşru amacının “kamu düzeninin korunması” olduğunu belirtmekle beraber, müdahalenin demokratik toplumda gerekliliği hususunda yaptığı değerlendirmede, aslında duruşma salonunun, çesitli inançlar karşısında tarafsızlığın, dinini gösterme hakkına üstün gelebileceği bir kamu alanı olarak görülebileceğini, fakat mevcut davada, başvurucunun duruşma salonundan çıkarılmasındaki nedenin, kamu alanının tarafsızlığını sağlamak olmadığını, aksine mahkemeye karşı saygısızlığın önlenmesi ve duruşma düzeninin korunması olduğunu ve bu noktada başvurucunun duruşma salonuna girmesinin herhangi bir saygısızlık teşkil etmediğini veya duruşma düzenini bozacak nitelikte olmadığını belirtmiştir. Dolayısıyla müdahalenin demokratik toplumda gerekli olmadığına kanaat getirerek, Sözleşme’nin 9. Maddesi’nin ihlal edildiğine hükmetmiştir.