Eğitimde Çoğulculuk ve İnanç Özgürlüğü Raporu

YENİ RAPOR: Eğitimde Çoğulculuk ve İnanç Özgürlüğü

Konferans: İfade Özgürlüğü & İnanç Özgürlüğü: Türkiye Vakası

BM Din veya İnanç Özgürlüğü Özel Raportörü Aralık 2015 raporuna göre dine hakaret yasakları tüm dünyada azınlıkların ve dine karşı eleştirel duruşları olanların mağduriyetiyle sonuçlanıyor.

18 Şubat Konferans: İfade Özgürlüğü ve İnanç Özgürlüğü: Türkiye Vakası

Norveç Helsinki Komitesi İnanç Özgürlüğü Girişimi, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İnsan Hakları Merkezi ile birlikte  İfade Özgürlüğü & İnanç Özgürlüğü: Türkiye Vakası üzerine bir günlük bir Konferans düzenleyecektir. 

AGİT/DKİHB ve AK / Venedik Komisyonu Din veya İnanç Topluluklarının Tüzel Kişiliği Hakkında Kılavuz İlkeler Tanıtım Toplantısı

AGİT DKİHB / Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu Din veya İnanç Topluluklarının Tüzel Kişiliği Hakkında Ortak Kılavuz İlkeler (Kılavuz İlkeler) Türkiye'nin bu alandaki insan hakları sorunlarının çözümü için önemli bir kaynak.

NHC / İÖG BM Irk Ayrımcılığına Karşı Komite'ye Rapor Sundu

Rapor eğitimde özellikle inanç temelli ayrımcılığa ve okullarda çoğulculukla ilgili olarak eksikliklere dikkat çekiyor.

Okullarda İnanç Temelli Çoğulculuk ve İnanç Özgürlüğü

Saha çalışmasının ortaya koyduğu gibi hem toplumsal beklentiler hem de uluslararası insan hakları hukuk standartlarıyla eğitimde inanç temelli çoğulculuk ve inanç özgürlüğü politikaları arasında ciddi uyumsuzluk bulunuyor. Okullarda çoğulculuğun ve din veya inanç özgürlüğü hakkının herkes için güvence altına alınması için köklü değişime gereksinim olduğu apaçık görülmektedir. Bu değişimin sadece Aleviliği veya zorunlu DKAB derslerini merkeze alınarak gerçekleşmesi mümkün görünmüyor.

İnanç Özgürlüğü Girişimi Yöneticisi Mine Yıldırım'a Stefanus Prize

Mine Yıldırım, ödülle ilgili şöyle konuştu; "Ödül inanç özgürlüğüne ilişkin çalışmaların görünürlüğünü artırması açısından önemli. Genel olarak insan hakları alanındaki çalışmaların pek de fazla takdir edilmediği bir dünyada bu ödülü almak benim için teşvik edici. Bu alandaki çalışmalarım boyunca, uzun yıllar boyunca, pek de sonuç almadan, bu alanda mücadele etmiş birçok inanan inanmayan kadın ve erkekle tanıştım ve onların yaklaşımları ve çalışmaları benim için her zaman ilham verici oldu. Her biri en az benim kadar bu ödülü hak ederdi."

AİHM'in Alevilerle İlgili Kararı Ne Diyor, Ne Demiyor?

AİHM'in kararı Türkiye’nin Alevi inancını özerk bir inanç olarak tanımayı reddederek Alevilerin din veya inanç haklarını etkili bir şekilde yaşayamamalarına neden olduğunu söylüyor. Ancak Diyanet'in Alevi toplumuna dini kamu hizmetleri sunmasını zorunlu hale getiren bir karar değil.

"Alevi paketi tamamlandı, 15 gün içinde TBMM’ye sunulacak"

Cemevleriyle ilgili en büyük tartışma alanlarından biri statü konusu. Cemevlerinin Diyanet bünyesine alınmadan camilerin haklarından nasıl yararlanabileceği bir soru işaretiydi. Alevilerin büyük bir bölümünün Diyanet’in anayasal bir kurum olarak çalışmasından rahatsızlık duyduğu biliniyor. Bu nedenle hangi statüde olabileceği, ibadethane sayılıp sayılamayacağı, ibadethane sayılmadan camilerin yararlandığı avantajlardan nasıl yararlanacağı bir mesele olarak ortada duruyordu. Hükümet, atacağı bu yasal adımla statü tarifi yapmaksızın fiili olarak cemevlerine hukuki statü kazandırmış olacak. Cemevleri böylece fiili olarak bir statü altında hizmet vermeye başlayabilecek.

Yeni yasa, beklentiler ve Alevilik

Önerilecek hukuki statünün biçimi ne olursa olsun, devam eden diyalog ortamı hem Aleviler hem de devlet açısından en önemli fırsat olarak görülmeli.

AİHM Zengin Grubu Kararları / Değişim Potansiyeli ve Etkisizlik 

Zengin grubu kararlarının toplumsal değişimde etkili olma potansiyeli yüksek kararlar olduğuna kuşku yok. Bu kararlar hem üst düzey siyasetçilerde hem de tabanda yankı uyandırdı. Kararların uygulanmasıyla ilgili başta Alevi toplumu olmak üzere çeşitli inanç grupları, sendikalar, insan hakları ve düşünce kuruluşları görüş açıkladı. Gerek ulusal süreç gerekse BK’daki süreç henüz etkili olmasa da, kararların sağladığı olanakların değerlendirilmesiyle eğitim hakkı ve inanç özgürlüğünün kesişiminde yer alan önemli konularda ilerleme sağlamak mümkündür. Bu nedenle insan haklarıyla ilgilenen tüm taraflar bu önemli kararların yolunu açtığı uluslarası ve yerel süreçlere dahil olmalıdır.

AGİT/ DKİHB ve AK Venedik Komisyonu "Din veya İnanç Topluluklarının Tüzel Kişiliği Hakkında Kılavuz İlkeler"

AGİT DKİHB / AK Venedik Komisyonu Din veya İnanç Topluluklarının Tüzel Kişiliği Hakkında Kılavuz İlkeler Türkiye'de bu konudaki boşluk ve sınırlamaların iyileştirilmesi konusunda yol gösterici olabilir.

Zorunlu Din Dersi Tartışmasının Görülmeyenleri

Dr. Tolga Şirin makalesinde, AIHM'in zorunlu din dersine ilişkin Hasan ve Eylem Zengin/Türkiye (2007) ve Mansur Yalçın ve diğerleri/Türkiye (2014), kararlarının yarattığı tartışmalar sırasında üç önemli noktanın gözden kaçırıldığına dikkat çekiyor: 1) Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunlu olması, muafiyet hakkını dışlamaz 2) Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi sorunu sadece ebeveynlerin sorunu olarak ele alınmamalıdır 3)Dinsel endoktrinasyon sadece din dersinde gerçekleşmez

ERG-DKAB.2011-2012 PROGRAM DEĞERLENDİRMESİ

2011-2012 yılında uygulamaya konan değişiklikler göz önünde bulundurulduğunda, zorunlu DKAB dersinin İslam içindeki çeşitliliği (Türkiye ile sınırlı kalacak şekilde) yansıtmakta çoğulcu din öğretimi olma yolunda önemli bir gelişme sağlandığı söylenebilir. Öte yandan ders, hem “(İslam) din öğretimini” hem de “(Başka) dinler hakkında öğretimi” içerme niteliğini korumuştur.

Buldu ve Diğerleri - Türkiye

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye'nin vicdani ret hakkını tanımayarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3.,6. ve 9. Maddeleri'ni ihlal ettiğine karar verdi.